PARDUS KURULUMU

Pardus’u edinmek

http://www.uludag.org.tr adresine girdiğinizde Pardus (http://www.uludag.org.tr/)’u nereden indireceğinize dair gerekli bağlantıyı göreceksiniz. Bağlantı yardımıyla Internet’teki dosya arşivimize ulaşır ve hem ISO dosyasını (ftp://ftp.uludag.org.tr/pub/pardus/k…pardus-1.0.iso) hem de bu dosyanın tam olarak indirildiğini kontrol edebileceğiniz özet bilgi dosyasın (ftp://ftp.uludag.org.tr/pub/pardus/k….0.iso.md5sum)ı indirebilirsiniz (Özet dosyaları genel olarak Internet’ten indirilen verilerin doğru bir şekilde inip inmediğini kontrol edebilmek için kullanılan kriptografik karakter dizisini barındırırlar. Bu işlem kurulum için şart değildir, fakat bu aşama sayesinde yanlış inmiş bir dosya ile gereksiz zaman ve iş gücü kaybının önüne geçilebilir. Ayrıntılı bilgiyi lütfen http://www.uludag.org.tr/sss.html#md5sum adresinden okuyunuz).

CD’ye yazmak

İndirdiğiniz dosyanın doğru indirildiğinden emin olduktan sonra her zaman kullandığınız CD yazıcınız ile yazabilirsiniz. ISO, bir CD dosya sistemi türüdür. CD yazmak için kullandığınız uygulamanın yardım menülerinden ISO dosyalarını yazmak için bilgi alabilirsiniz. Bu dosyayı doğrudan CD içerisinde kopyalar ya da arşiv araçları ile açıp içeriğini CD içerisine yazarsanız bilgisayarı bu CD ile başlatamazsınız.

Bir hatırlatma malum yazılabilir CD üretimi başını alıp gidince günümüzde bulabildiğimiz boş CD’ler gittikçe daha kalitesiz olmaya başladı. Pardus CD’lerini yazarken sorun yaşamamak için cd yazıcı ayarlarınızdan “burnfree” seçeneğinin açık olduğuna emin olun. Ayrıca ISO görüntülerini DAO modunda (Disk at once) yazarsanız işlem çok daha sağlıklı gerçekleşiyor.

Hazırlık

Pardus kurulumuna başlayabilmek için bilgisayarınızın CD’den açılacak şekilde ayarlanmış olması gerekir. Eğer öyle ise Pardus Kurulum CD’sini CD sürücünüz içerisine koyup bilgisayarınızı yeniden başlatmanız Pardus kurulum yardımcısı YALI’nın makul bir açılış süresinin ardından sizi karşılaması için yeterli olacaktır. Eğer bilgisayarınız yeniden başlattığınızda kurulum CD’sinden açılmıyorsa anakartınızın ayarlarını bilgisayarınızı CD’den başlatacak şekilde değiştirmeniz gerekebilir.

Kurulum

Bilgisayarınız CD’den açıldığında karşınıza sistem yükleyicisi çıkar ve kurulum sistemini birkaç dakika içerisinde yükleyerek sizi YALI’ya ulaştırır. YALI ile kurulum süreci boyunca sol üstte kurulumun aşamalarını takip ederken, sağda bulunan bölümde o an gerçekleşen eylemlerle ilgili bilgileri ya da uyarıları okuyabilirsiniz. Pencerenin altındaki oklar da ekranlar arasında dolaşmanıza yardımcı olurlar.

Kurulum yapılmasına onay verdiğinizde disk bölümlendirme ekranına ulaşırsınız. Bu ekranda hangi bölümlendirme yöntemini ve birden fazla sabit diskiniz varsa hangi diske kurulum yapacağınızı belirtebilirsiniz.

Otomatik Bölümlendirme seçeneği, diskin tamamı Pardus’a ayrılarak yapılacak kurulumlar için tasarlanmıştır. DİKKAT: Bu seçeneği tercih ederseniz diskinizdeki bütün bilgiler silinir! Eğer diskin yalnızca bir bölümüne Pardus kurmak istiyorsanız “Hayır, diskimi kendim bölümlendireceğim.” seçeneğini tercih etmelisiniz.

Unutmayınız ki Pardus kurulumu ve sonrasındaki normal bir kullanım için yaklaşık 5Gb’lık bir boş disk bölümü yeterli olacaktır.

Disk Bölümlendirme

Bu bölümde disklerinizi ve varsa disk bölümlerinizi görecek, kurulum yapacağınız bölümü seçmekle yetineceksiniz. Kurulum yapılacak disk bölümünü işaretlemek için bölümün üzerine tıklayıp, Düzenle tuşuna basarak Sistem dosyaları seçeneğini kullanmalısınız.

En rahat ve tercih edilen kurulum senaryosu Pardus için ayrılmış bir disk bölümünü daha önceden hazırlamış olmak iken, arzu ederseniz tek parça olan diskinizi kurulum esnasında YALI ile yeniden boyutlandırarak Pardus için gerekli alanı yaratabilirsiniz.


Uygulamaların Kurulumu ve Son

Disk bölümlendirmenin hemen ardından uygulamaların ve gerekli dosyaların -az önce belirlediğiniz disk bölümüne- kurulmaları işlemi başlar. Bilgisayarınızın performansına bağlı olarak süresi değişecek olan bu işlemin bitimi ile kullanıcıların yapılandırılacağı ekran ile karşılaşacaksınız.

İlk olarak Sistem Yöneticisi (kullanıcı adı root olan yetkili kullanıcı) için bir parola belirlemeniz, sonrasında da sistemi kullanacağınız kullanıcı hesabını açmanız beklenir. Sistem Yöneticisi tüm sistem çapında gerekli olan yapılandırmalar, bakım ve benzeri işlemler için gereken yetkiye sahiptir; bu kullanıcı ile grafik masaüstü ortamını açmamalısınız. Ayrıca kullanıcı adı içerisinde Türkçe karakter kullanmamanız gerekir; bu uluslararası standartların bir gerekliliğidir.

Tüm kurulum boyunca yaptıklarınız arasından unutmamanız gereken tek şey bu kullanıcıların parolalarıdır; herkes tarafından tahmin edilemeyecek ve aynı zamanda sizin de unutmayacağınız parolaları tercih etmeniz hem güvenliğiniz için hem de sisteme giriş yapabilmeniz için önemlidir.

YALI’nın son aşaması bilgisayarınıza kurulacak sistem yükleyicisi ile ilgilidir. Eğer sistem yükleyiciler hakkında fikriniz yoksa Pardus ‘un bir sistem yükleyicisi kurmasına onay vermelisiniz! Bu sayede YALI gerekli düzenlemeleri sizin adınıza yapar. Bu yükleyici, bilgisayarınız açılırken size hangi işletim sisteminiz ile açmak istediğinizi soran bir uygulamadır.

Sonrasında bilgisayarınız yeniden başlatılır: kurulum CD’sini sürücünüzden çıkarmayı unutmayın

Açılış ve Pardus ‘a Merhaba

Eğer her şey yolunda ise, bilgisayarınız tam olarak açıldığında kullanıcı adı ve parolanızı soran bir giriş ekranı ile karşılaşırsınız; Pardus masaüstüne çok az kalmıştır, hatta kendisi bu ekranın hemen arkasındadır.

Kurulum esnasında belirlediğiniz kullanıcılardan birisi ve parolası ile yaptığınız girişin ardından sizi pala bıyıklı Kaptan Masaüstü karşılar ve basit başlangıç yapılandırmalarının ardından TASMA isimli yapılandırma merkezimize gönderir. Pardus ‘un ne kadar kişiselleştirilebileceğine dair güzel bir deneyim TASMA içerisinde sizi beklemektedir. Aynı zamanda Internet’teki depolarımızdan kolayca yeni uygulama kurmanıza ya da güncellemenize olanak sağlayan PiSi’nin grafik arayüzü de diğer tüm yapılandırmalar gibi yine TASMA içerisindedir.

Pardus ‘u Kullanmak

Pardus yalnızca bir işletim sistemi değil, on yıllardır tüm dünyada geliştirilen açık kaynak kodlu ve özgür yazılım projelerinin rafine ve entegre edildiği, tespit edilen eksiklerini tamamlamaya yönelik yeni katkılarla kolay kullanılan, Türkçe ile ilgili altyapı sorunları çözülmüş, çeviri kalitesi yükseltilmiş ve tüm masaüstü ihtiyaçlarını karşılamak için hazırlanmış tüm bir çözüm paketidir. Temel grafik düzenlemeler, anında mesajlaşma, e-posta, haber grupları, ofis paketi, Internet gezgini, tüm müzik ve video dosyalarını oynatabileceğiniz, Internet’ten yapılan canlı yayınları, blog sitelerini takip edebileceğiniz yazılımlarla tüm ihtiyaçlarınızı standart kurulumda çözen Pardus , tüm bu işlemler için yalnızca bir CD ile gelir ve yaklaşık yarım saat içinde kurulur.

Donanımlarınız için hazırlıklıdır, her biri için tek tek sürücü kurmanız gerekmez ve doğal yapısı gereği virüs, trojan, solucan gibi, yazılımlardan et-ki-len-mez


Sonrası…

Pardus bilişim dünyasının alışageldiğiniz tarzının dışında, tamamen açık olan bir projedir, dolayısıyla geliştiricilere ve katkıcılara ulaşmanın bir çok yolu vardır:

Bizimle iletişime geçin, http://liste.uludag.org.tr/: Bu adreste Pardus geliştiricileri, katkıcıları ve takipçilerinin üye olduğu bir çok e-posta listesi mevcuttur. Bu listelere üye olarak hem proje ile ilgili gelişmeleri takip edebilir hem de fikirlerinizi paylaşıp projenin gidişatına katkıda bulunabilirsiniz. E-posta listeleri içerikleri ve amaçlarına göre gruplanmıştır, ‘uludag’ isimli e-posta listesi ise, genel tartışma ve sohbet listesidir. ‘pardus-teknik’ Pardus ile ilgili sorularınıza yardım alabileceğiniz listedir. Ayrıca geliştiricilerin her birine (http://www.uludag.org.tr/hakkimizda.html) de doğrudan e-posta ile ulaşabilirsiniz.

Bizi takip edin, http://gezegen.uludag.org.tr/: Web sayfamız dışında geliştiricilerimizin ve katkıcılarımızın günlüklerinin bir araya getirildiği bir sayfadur bu ve bu adresten en güncel en sıcak haberleri alabilir, belki isterseniz bir yardım çağrısına cevap verebilirsiniz.

Hataları bildirin, http://bugs.uludag.org.tr/: Pardus’ta karşılaştığınız hataların bir daha karşınıza çıkmayacak şekilde düzeltilmesi için hata raporlarınızı geliştiricilere ulaştırabileceğiniz hata takip sistemidir.

Forum ya da IRC yoluyla yardım alın, http://pardus-linux.org/ Katkıcılarımız tarafından açılmış resmi olmayan Pardus yardım forumudur. Bu foruma üye olarak sorularınıza yardım alabilirsiniz. Aynı şekilde resmi olmayan sohbet odalarına da irc.freenode.net adresli sunucu üzerinde yaşayan #pardus ve #pardus-devel kanallarından Pardus kullanan insanlara ulaşabilirsiniz. İyi eğlenceler.

kaynak

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 583, bugün ise 25 kez görüntülenmiş

Yorumlar

Pardus 2008 Sürüm Notları

1. Pardus 2008′e Hoşgeldiniz!

Pardus geliştiricileri, çevirmenleri, belge yazarları ve sanatçılarının desteği ile hazırlanan Pardus 2008′e hoşgeldiniz. 2008 serisinin ilk sürümü özgür yazılım dünyasının en yeni teknolojilerini sunmaktadır.

Pardus 2008 hakkında daha fazla bilgiye www.pardus.org.tr sayfasından ulaşabilirsiniz.

1.1 İstek ve önerileriniz

Pardus 2008′e ilişkin istek ve önerilerinizi ya da hata bildirimlerinizi http://hata.pardus.org.tr adresinde bulunan hata bildirim sistemine iletebilirsiniz. Göndereceğiniz mesajlar Pardus geliştiricileri tarafından incelenecek ve çözümler güncellemeyle kullanıcılara sunulacaktır. Şimdiden destek olan tüm Pardus kullanıcılarına teşekkür ederiz.

2. Temel özellikler

2.1 Kullanıcı yetki yönetimi

Pardus 2008 ile birlikte gelen gelişmiş yetki denetim sistemi ile tüm kullanıcıların yetkilerini detaylı bir şekilde düzenlenlenebiliyor, Pardus’un parola sorma ve yetkilendirme davranışını kolayca özelleştirilebiliyor. Yenilenen Kullanıcı Yöneticisi tüm kullanıcılar için yetki yönetimini son derece kolay ve güvenli hale getiriyor. Pardus geliştiricileri tarafından geliştirilen yetkilendirme sistemi ve yetki yönetimi arayüzleri PolicyKit - dbus altyapısını kullanıyor ve COMAR ile birlikte çalışarak tüm sistemde sorunsuz bir yetki denetimi altyapısı sunuyor.

2.2 Kolay kullanılır Ağ Yöneticisi

Ağ yöneticisi (network manager) uygulaması, oluşturulan ağ profillerini otomatik olarak algılayabilir ve otomatik olarak o profile geçiş yapabilir. Bağlantı bilgilerini sistem çekmecesinden izlenebiliyor, sürekli güncel bilgi alınabiliyor. Kablo (ethernet), kablosuz (wireless) ve modem bağlantıları değişik mekanlara göre profil olarak saklayanabiliyor, özel ayar isteyen ağlara kolaylıkla bağlananılabiliyor.

2.3 Gelişmiş paket yönetim sistemi

İnternetten bir kaç tıklama ile kolayca yeni uygulamalar indirmeyi ve kurmayı sağlayan paket yöneticisi (PiSi), Pardus 2008 ile birlikte daha da gelişti ve hızlandı. Kullandığınız uygulamaların en güncel hallerini, yalnızca yapılan değişiklikeri içeren küçük paketler indirerek güncelleyebilir, böylece bağlantı kotalarını doldurmadan sisteminizi en güncel ve performanslı şekilde kullanabilirsiniz. PiSi’nin yeni geçmiş yönetimi desteği ve yeni Geçmiş Yöneticisi ile sisteminize kurulan eski paketlere dönebilir, sisteminizin o anki anlık görüntüsünü kaydededebilir, bu görüntüler arasında kolayca geçiş yapabilirsiniz.

2.4 YALI

Pardus’u sabit diske kurmak için kullanılan YALI (Yet Another Linux Installer), ilk adımda kurulum için gerekli soruları sorup, ardından yaklaşık 30 dakika süren kurulum işlemine geçiyor. Kullanıcı bilgileri, otomatik giriş, zaman dilimini - sistem klavye ve dili gibi özelleştimeleri kolayca yapılmasını sağlıyor. Elbette tüm bu ayarları daha sonra yapılandırma yöneticisi TASMA aracılığıyla düzenlemek mümkün. Bunlara ek olarak, YALI sistemdeki sabit diskleri yönetmeyi son derece kolaylaştıran yeni bir bölümlendirme arayüzünü de içeriyor: Bu arayüz ile Pardus’un kurulumunu ve açılış sistemi kolayca özelleştirilebiliyor. Tamamen yenilenen otomatik yeniden boyutlandırma ve kurulum seçenekleri sorunsuz ve hızlı bir kurulum sağlıyor.

2.5 Kaptan Masaüstü

Pardus’un yeni kullancıları karşılayan uygulaması Kaptan Masaüstü de tamamen yenilendi. Kullanıcıların klavye/fare, masaüstü, Ağ ve paket yönetimi ayarlarını tek bir noktadan kolayca yapmalarını sağlayan Kaptan, kullanıcıların sistem ayarlarının iyileştirilmesi için önerilerde de bulunuyor.

2.6 Görüntü Yöneticisi

Pardus 2008′in yeni özelliklerinden biri olan Görüntü Yöneticisi, kullanıcıların monitör ve ekran kartı ayarlarını kolayca yapmalarını sağlıyor. Çözünürlük, renk derinliği, çoklu monitor yapılandırması gibi gelişmiş ayarların arayüzden yapılması sağlayan Görüntü Yöneticisi tamamen yenilenen COMAR görüntü yapılandırma altyapısını (zorg) kullanıyor.

2.7 Otomatik donanım tanıma

Pardus’un en güçlü yanlarından biri olan tamamen otomatik donanım tanıma, Pardus 2008 ile daha da gelişti. Pardus 2008 ile birlikte sisteme bağlanan yazıcılar da otomatik olarak tanınarak yapılandırılıyor. Özellikle kablosuz ağ cihazları, web kamera, yazıcı - tarayıcı gibi sıkça kullanılan donanım ürünleri çok daha sorunsuz bir şekilde destekleniyor.

2.8 Pardus Teknolojileri

Pardus’un temel teknolojileri COMAR ve Mudur, dbus altyapısını kullanarak tamamen yeniden yazıldı - Pardus 2008 bu teknolojilerin ilk kez kullanıldığı Pardus sürümü olarak kullanıcıların karşısına çıkıyor. Yeni COMAR, dbus ve yetkilendirme altyapısı ile tamamen entegre çalışarak sistem genelinde eksiksiz bir yapılandırma yönetimi hizmeti sunuyor.

2.9 Güncellenen bileşenler

Pardus 2008 sürümü, Pardus teknolojilerindeki yeniliklerin yanında birçok güncellemeyi de içeriyor : - Güncellenmiş KDE 3.5.9 Masaüstü Ortamı - En son Linux çekirdeği (2.6.25.9) ile çok daha fazla donanım desteği, kararlı ve güvenilir sistem, - Altyapı tarafında gcc 4.3.1, glibc 2.8, Python 2.5, Java 6 gibi önemli yenilikler, - En yeni, en hızlı ve en becerikli internet tarayıcısı Mozilla Firefox 3.0, - Tüm ofis formatları ile uyumlu çalışabilen OpenOffice.org 2.4.1, - Hataları giderilmiş ve en son sürüme yükseltilmiş yüzlerce özgür yazılım…

3. Kurulum gereksinimleri

Pardus 2008′i ortalama bir donanımda çalıştırabilirsiniz. Yüksek performans için en az 512 MB RAM (bellek) ve 1200 MHz işlemci öneriyoruz. Pardus 2008 için asgari ve tavsiye edilen donanım gereksinimleri aşağıdadır:

  • 256 MB bellek (512 MB tavsiye edilir)
  • 800 MHz Intel ya da AMD işlemci (1200 MHz tavsiye edilir)
  • En az 4 GB boş disk alanı (10 GB tavsiye edilir)

Kaynak

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 1301, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorumlar

Atatürk Uluslararası Barış Ödülü 1992: Mandela olayı

1992 Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, Afrika Ulusal Kongresi (ANC) Başkanı, Güney Afrikalı siyaset adamı Nelson Mandela’ya verildi. Mandela, ödülü kabul etmedi.mandela

Ödülün Mandela’ya verileceği 8 Nisan 1992 tarihinde açıklandı. Ancak, 12 Nisan’da Johannesburg’da bir açıklama yapan ANC Sözcüsü Gill Marcus, Mandela’nın ödülü, “Türk hükümetine yönelik insan hakları ihlali suçlamaları” nedeniyle kabul etmediğini ve Türkiye’yi ziyaret etmeyi düşünmediğini açıkladı.

Açıklamada, Mandela’nın tüm hayatını demokrasiye, insan haklarına ve baskıların kaldırılmasına hizmet ederek geçirdiği, “bu kararın modern Türkiye’nin kurucusu, reformcu Mustafa Kemal Atatürk’e karşı hiçbir olumsuz görüşü yansıtmadığı” belirtildi.

Nelson Mandela’nın ödülü kabul etmemesi, Türkiye’de değişik tepkilere neden oldu.

Başbakan Süleyman Demirel, olayı “üzücü” olarak nitelendirdi. HEP (Halkın Emek Partisi) kökenli 14 milletvekili bu tavrından dolayı Mandela’ya teşekkür etti.

Mandela’ya ödülü, 19 Mayıs 1992 tarihinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından verilecekti.

MANDELA KİMDİR

Güney Afrikalı siyaset adamı Nelson Mandela (1918), ülkesinde ırk ayrımına karşı uzun yıllar mücadele etti. 1962′de, Beyaz Yönetim tarafından önce 5 yıl, 1964′de de (14 Haziran), Güney Afrika Hükümeti’ni devirmek için gizli plan yaptığı gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mandela, yargılama aşamasında, halkın temsil edilmediği bir parlamento tarafından hazırlanmış yasalara uymak zorunda olmadığını savundu.

Mandela, cezaevinde bulunduğu yıllarda, ırk ayrımına karşı mücadele veren Afrikalıların simgesi oldu.
1979′da Nehru Ödülü’nü, 1983′de UNESCO’nun Simon Bolivar ödülünü aldı.

1990′da (2 Şubat) Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı F. W. De Klerk, Afrika Ulusal Kongresi’ne konan 30 yıllık siyaset yasağını kaldırdı ve af ilan etti. Böylece, Mandela, 11 Şubat 1990′da Cape Town’daki cezaevinden çıkarak, 28 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.

Mandela’nın başında bulunduğu Afrika Ulusal Kongresi’nin ırk ayrımına karşı uzun yıllar süren mücadelesi, 1992′de sonucunu verdi; siyahlara eşit vatandaşlık hakkı tanıyan ve Devlet Başkanı De Klerk tarafından planlanan anayasa değişikliği halkoylamasıyla kabul edildi. (18 Mart)

Tüm bu gelişmeler, Güney Afrika Devlet Başkanı De Klerk ile Afrika Ulusal Kongresi Başkanı Nelson Mandela’ya 1993′de Nobel Barış Ödülü’nü getirdi. (15 Ekim)

Mandela, 10 Mayıs 1994′de Güney Afrika’nın ilk siyah devlet Başkanı oldu.

Kaynak

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 26, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorumlar

Linux altında veri kurtarma

“Testdisk de nedir?” diyenleriniz için, testdisk, güçlü bir kurtarma programıdır. Bozulmuş disk alanlarını,format atılmış alanları düzeltir ve geri getirir. Kaynak koddan derlemek için bu adresten kaynak kod paketini indirip derleyebilirsiniz. Ubuntu kullanıcıları
sudo apt-get install testdisk

komutuyla depolarından kurabilirler.
Testdisk paketi içerisinde gelen Photorec programı dosya kurtarma programıdır. Video,dokuman,resim ..vs. dosyaları Sabit disk, Cd-Rom ya da fotoraf makinenizin hazıfa kartından kurtarabilir. Kısacası biz kaybettiğimiz dosyalarımızı Photorec ile bu dökümanda kurtaracağız.

Veri kurtarmak için öncelikle kurtardığınız verileri nereye kaydedeceğinizi belirlemelisiniz. Çünkü geçmişte silmiş olduğunuz tüm dosyaları geri çağıracağız. Bu yüzden belirliyeceğiniz alan büyük olsa iyi olur. Dizin belirlemek için şunu yapıyoruz.

örnek: sudo photorec d/ home/kullaniciadiniz/kurtar yazın.

burada kullaniciadiniz sizin kullandığınız dağıtımdaki kullanıcı adınız oluyor, kurtar bu dizinde
oluşturduğunuz dizin-klasör oluyor. Eğer Pardusunuzun disk alanı yetersiz geleceğini düşünüyorsanız (ki veri kurtarma yaparken eger Pardus disk alanınızdan veri kurtarıyorsanız kurtarılan verileri aynı disk alanına yazmanız sağlıklı değildir.) İsterseniz başka harddisk bölümünüz varsa onuda şöyle yapabilirsiniz. Öncelikle dosyaları kaydedeceğiniz bölümde bir klasör/dizin oluşturun.
sonra
sudo photorec d/ media/sda5/kurtarmadizini

sda5:hard disk bölümünüzün adı. Dosyaları kaydedeceğiniz yeri belirttik. Şimdi kurtarma işine gelelim. yine konsoldan devam ediyoruz.

sudo photorec

yazıp programı çalıştıyoruz.Eğer konsol ölçünüz küçükse photorec sizi uyarıp daha büyük bir konsol kullanmanızı isteyecektir.(Özellikle Yauake kullanlar karşılaşabilir.) Karşınıza aşağıdakine benzer bi ekran çıkacaktır. Daha sonra verileri kurtarmak istediğimiz harddisk bölümünü seçip aşağıdaki [proceed] [quit] kısmından proceed’i seçip enter’a basıyoruz. default olarak proceed’dir zaten.

Önünüze gelen menüden İntel’i seçiyoruz. Diğer seçnekler Apple MAC ve özel uygulamar için. İntel’i seçtikten sonra gelen menüden hangi bölümde
kurtarma yapacağınızı seçip aşağı iniyoruz. Burada intel i seçmemizin sebebi bizim bilgisayarımızın yapısının intel olması. eger bilgisayarınız x86 ise muhtelen intel i seçmelisiniz. (buna amd de dahil)

Buradaki alt menüde [search] [options] [file opt] [quit] göreceksiniz. File opt kısmında kurtarmak istediğiniz dosya türlerini space tuşuyla seçebilirsiniz. x işareti seçili anlamına gelir. default olarak hepsi seçilidir. Seçtikten sonra esc tuşuyla veya q harfine basarak çıkabilirsiniz bu kısımdan.

Tekrar [search] [options] [file opt] [quit] kısmına geldiğinizde artık tarama yapacağınız bölümü seçip search diyerek tarama yapabilirsiniz. Bu tarama sonunda (bu disk büyüklüğüne göre 10 dakika ile 4,5 saaat arası sürebilir.

Ben usb diskimi tarattım-512 mb 3 dakika sürdü.) kurtarılan dokümanlar daha önce oluşturduğunuz dizinde dizinadı.1 dizinadı.2 şeklinde oluşur. Tavsiyem önce dizinadı.1 ve dizinadı.xx(son numaralı dizin) ‘e bakın. En son sildiğiniz bunlardan biridir. Bu oluşan dizinler diskin büyüklüğüne göre 500-600 olabilir. ben sadece 15 gb’lik bir alandan bu kadar dizin kurtadım. İncelemesi biraz uzun sürüyor. Ayrıca dosya adları eskisi gibi olmuyor. Bu da bir sorun. Ama kurtardığınız veriler önemliyse bu kadar çabaya değiyor.

Kaynak: talat.uyarer
Testdisk

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 200, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorumlar

TCP/IP protokolü (internet dili)

TCP/IP

Bu bölümde TCP/IP protokolüne yer verilmiştir basit örneklerle TCP/IP protokolü anlatılmıştır. TCP/IP Internet iletişiminin kalbi olduğu için bunu anlamadan internet güvenliğinden bahsetmek yanlış olur.
Evet Arkadaşlar…
1. TCP/IP
1.1- Nedir TCP/IP
1.2- TCP/IP’nin İşleyişi
1.2.1 Protokoller
Ağ seviyesi protokolleri
1.3- TCP/IP ile Otel Telefon Sistemi arasındaki ilişki
Internetin belkemiği olan TCP/IP ile ilgili bazı temel bilgileri bilmeden ne dönüp bittiğini anlamak zordur. Bu yüzden internet savaşları konusunda ayrıntıya girmeden önce kısaca TCP/IP protokolüne değinmek istedim.
Bu konuda kısaca TCP/IP’nin ne olduğunu ve nasıl çalıştığını göreceğiz. Burda verilen bilgiler temel düzeydedir ve ileride göreceğimiz konuları daha kolay anlamanıza yardımcı olacaktır.

1.1- Nedir TCP/IP

TCP/IP internette veri transferi için kullanılan iki protokolü temsil eder. Bunlar Transmission Control Protokol (TCP) ve Internet Protocol (IP). Ve bu protokoller de daha geniş olan TCP/IP protokol grubuna aittir. TCP/IP’de bulunan protokoller internette veri transferi için kullanılır ve internette kullanılan her türlü servisi sağlarlar. Bunların arasında elektronik posta transferi, dosya transferi, haber grupları, http://WWW erişimi gibi servisler TCP/IP sayesinde kullanıcılara sunulmaktadır.
TCP/IP protocol grubunu ağ seviyesi protokolleri ve uygulama seviyesi protokolleri olarak iki gruba ayırabiliriz.

Ağ seviyesindeki protokoller genellikle kullanıcıya görünmeden sistemin alt seviyelerinde çalışırlar. Örnek olarak IP protokolü kullanıcıyla uzak bir makine arasındaki paket iletimini sağlar. IP ağ seviyesinde diğer protokollerle etkileşimli olarak çalışarak paketlerin hedef adrese gönderilmesini sağlar. Çeşitli ağ araçları kullanmadığınız sürece sistemdeki IP trafiğini ve neler dönüp bittiğini anlayamazsınız. Bu araçlar ağda gidip gelen IP paketlerini yakalayabilen sniffer’lardır. Sniffer’lar konusuna ileriki konularda ayrıntıyla değineceğiz.

Uygulama seviyesi protokolleri sistemde daha üst düzeyde çalışırlar ve kullanıcıya görünürler. Örnek olarak Dosya Transfer Protokolünü (FTP) verebiliriz. Kullanıcı istediği bir bilgisayara bağlantı isteğinde bulunur ve bağlantı yapıldıktan sonra dosya transferi işlemini gerçekleştirir. Ve bu karşılıklı transfer işlemleri kullanıcıya belli bir seviyede görünür, giden gelen byte sayısı, meydana gelen hata mesajları… gibi.
Kısaca TCP/IP internette veri transferini sağlayan protokoller grubudur.

Burda TCP/IP’nin tarihçesine girmeyeceğim söyleyeceğim tek şey TCP/IP diğer protokollere göre çok fazla avantaja sahip olduğu için çok kısa sürede en yaygın kullanılan protokol haline gelmiştir. Artık internetin belkemiği haline gelen TCP/IP herhalde üzerinde en çok çalışılan ağ protokolüdür.
Günümüzde artık TCP/IP sadece internet değil bir çok alanda kullanılıyor. Intranet’ler mesela TCP/IP kullanılarak oluşturulmaktadır. Bu tip bir sistemde TCP/IP’yi kullanmak diğer protokollere göre avantajlar içerir. En basitinden TCP/IP hemen hemen her türlü sistemde desteklendiği için çok kolay bir şekilde heterojen sistemler kurulabilir. İşte internette tamamen heterojen bir sistem olduğu için TCP/IP en uygun protokoldür.
TCP/IP protokolü günümüzde artık hemen hemen tüm işletim sistemlerinde desteklenmektedir. UNIX, DOS (Piper/IP ile), Windows (TCPMAN ile), Windows 95/98/2000/Me, Windows NT, Machintosh (MacTCP), OS/2, AS/400 OS/400 sistemlerinde TCP/IP desteği gelmektedir. Tabi her sistemin TCP/IP gerçeklemesi farklı olduğundan servis kalitesi de farklılklar gösterebilir. Ancak temel olarak sunulan servisler aynıdır ve birbiriyle uyumlu olarak çalışırlar.


1.2- TCP/IP’nin İşleyişi

TCP/IP protokol yığınını kullanarak çalışır. (TCP/IP Stack) Bu yığın iki makine arasındaki veri transferini sağlamak için gereken tüm protokollerin birleşmiş bir halidir. Bu yığın kısaca en üstte “uygulama seviyesi”, daha sonra “transport seviyesi”, “ağ seviyesi”, “datalink seviyesi” ve “fiziksel seviye”‘lerden meydana gelir. Bu seviyelerde en üstte yakın olan seviyeler kullanıcıya daha yakındır, alta yakın olan seviyeler ise kullanıcıdan habersiz olarak çalışan seviyelerdir. Örnek olarak en üst düzey olan uygulama seviyesinde FTP, Telnet gibi programları örnek verebiliriz. Bu programları çalıştırdığınızda diğer sisteme bir bağlantı kurulur ve veri transferi yapılır. Siz sadece yaptığınız işlemlerle ilgili sonuçları ve olayları görürsünüz ancak bir veri gönderdiğinizde bu veri ilk önce sizin bilgisayarınızdaki bu TCP/IP protokol yığınında aşağıya doğru inmek zorundadır. Yani uygulama seviyesinden, ftp’de verdiğiniz bir komut mesela, transport seviyesine, ordan ağ seviyesine ve en sonunda fiziksel seviyeye iner ve artık diğer bilgisayara ulaşmak üzere internet ağında yada yerel bir ağda uzun yolculuğuna başlar. Gideceği makinenin fiziksel seviyesine ulaşana kadar veriler genellikle bir yada daha fazla ağ geçidinden geçerler. (tracert komutu belirli bir hedefe hangi geçitlerden geçerek gidileceğini veren komuttur) En sonunda diğer makineye ulaşınca yine uygulama seviyesine ulaşıncaya kadar, bu sefer karşıda çalışan ftp sunucusuna, yine bu TCP/IP protokol seviyelerini bir bir yukarı doğru aşmak zorundadır.
Bu arada bu seviyelere ne gerek var diyebilirsiniz. Ancak bu seviyelerin her biri değişik bir görevi üstlenmektedir. Bir seviye fiziksel olarak verilerin gönderilmesi işini yaparken başka bir seviye verileri ufak paket dediğimiz parçacıklara bölerek iletişim işini üstlenir, başka bir seviye ise iletişimde meydana gelebilecek hataları tespit eder. Bu şekilde tüm seviyeler bir uyum içinde çalışırşar ve her seviye karşı tarafta bulunan yine kendi seviyesindeki protokolle karşılıklı iletişim içindedir. Daha yukarıda yada daha aşağıdaki bir seviyede ne gibi bir işin yapıldığına ve sonuçlarıyla ilgilenmez.


1.2.1 Protokoller

Kısaca TCP/IP protokol yığınının nasıl çalıştığını gördük ve şimdi kullanılan protokollere bir göz atalım.

Ağ seviyesi protokolleri
Ağ seviyesi protokolleri veri transferi işlemini kullanıcıdan gizli olarak yaparlar ve bazı ağ araçları kullanılmadan farkedilemezler. Bu araçlar Sniffer’lardır. Sniffer bir cihaz yada bir yazılım olabilir ve ağ üzerindeki tüm veri iletişimini izlemeye yarar. Bu araçların kullanılış maksadı ağda meydana gelebilecek hataları tespit etmek ve çözmektir. Ancak ileride de göreceğimiz gibi sniffer’lar da hacker ve cracker’lar tarafından kullanılan ölümcül makineler haline gelmiştir.
Ağ protokolleri arasında önemli olarak Adres Çözümleme Protokolü (ARP), Internet Mesaj Kontrol Protokolü (ICMP), Internet Protokolü (IP) ve Transfer Kontrol Protokolü (TCP) protokollerini verebiliriz.
Kısaca bu protokollerin ne iş yaptığına bir bakalım:

ARP protokolü: internet adreslerini fiziksel adrese dönüştürmek için kullanılır. Bir paketin bir bilgisayardan çıktığında nereye gideceğini IP numarası değil gideceği bilgisayarın fiziksel adresi belirler. İşte bu adreste paketin gideceği ip numarası kullanılarak elde edilir. Ve bu işlemden sonra paket hedef ip adresine sahip bilgisayara gitmek için gerekli yönlendirmelerle yolculuğuna başlar. Bilgisayara takılı olan ethernet kartlarının bir ethernet adresi vardır. Ve bu adres IP adresinden farklıdır. Bir paket makineden çıktığı anda gideceği adres diğer bir makinenin ağ kartıdır ve bu ağ kartı ile IP numarası arasında bir bağ yoktur. Paket bu karta gidebilmesi için kartın fiziksel numarasını bilmek durumundadır.
ARP adres çözümlemek istediği zaman tüm ağa bir ARP istek mesajı gönderir ve bu IP adresini gören yada bu IP adresine giden yol üzerinde bulunan makine bu isteğe cevap verir ve kendi fiziksel adresini gönderir. ARP isteğinde bulunan makine bu adresi alarak verileri artık bu makineye gönderir.
ARP protokolünün nasıl çalıştığını ve daha ayrıntılı bilgi isteyenler RFC 826 dökümanına bakabilirler.

Internet mesaj kontrol protokolü: ICMP protokolü iki yada daha fazla bilgisayar arasında veri transferi sırasında meydana gelebilecek hataları ve kontrol mesajlarını idare eder. Bu nedenle ICMP ağ problemlerini tespit etmek için çok önemli bir protokoldür. ICMP protokolü kullanılarak elde edebileceğimiz bazı sorunlar: bir bilgisayarın ayakta olup olmadığını kontrol etmek, ağ geçitlerinin tıkanık olup olmadığını kontrol etmek gibi…
ICMP protokolünde bilinen en yaygın ağ aracı ping’dir. ping programı karşıdaki bir bilgisayarın çalışır durumda olup olmadığını kontrol etmek için kullanılır. Çalışma mantığı çok basittir, karşı bilgisayara echo paketleri gönderir ve geri gelmesini bekler. Eğer paketler geri gelmezse ping hata mesajı verir ve karşı bilgisayarın ağa bağlı ve çalışır durumda olmadığı anlaşılır.

Internet protokolü:
IP protokolü TCP/IP protokol yığınında ağ seviyesine aittir ve tüm TCP/IP protokol takımının paket iletimi işlemini sağlar. Kısacası IP verilerin internetteki iletişiminin kalbini oluşturan protokoldür. IP paketi çeşitli kısımlardan oluşmaktadır. Paketin en başında bir paket başlığı vardır ve gönderilecek olan veriyle ilgili olarak gideceği adres, gönderen adres gibi bilgileri içermektedir. Paketin geri kalan kısmı ise gönderilecek veriyi içerir.
IP paketleriyle ilgili en ilginç şey bu paketler yolculuğu sırasında daha ufak paket boyutları kullanan ağlara rast geldiğinde daha küçük parçalara bölünebilmesi ve karşı tarafta tekrar birleştirilmesidir.
IP protokolü ile ilgili daha fazla bilgi RFC 760 dökümanından edinilebilir.

Transfer kontrol protokolü: TCP prtokolü interntette kullanılan ana protokoldür. Dosya transferi ve uzak oturumlar gibi kritik işleri sağlar. TCP diğer protokollerden farklıdır. Güvensiz bir iletişimm ortamında verilerin aynı şekilde hedefe ulaşacağından emin olamazsınız. Ancak TCP gönderilen verilerin gönderildiği sırayla karşı tarafa ulaşmasını sağlayarak güvenli veri iletimini sağlar.
TCP iki makine arasında kurulan sanal bir bağlantı üzerinden çalışır. Üç kısımlı bir işlemden oluşur bu bağlantı ve three-part handshake olarak bilinir. (TCP/IP three way handshake) TCP/IP üzerinde yapılan bazı saldırı tekniklerini iyi anlayabilmek için TCP’nin çalışma mantığını iyi anlamak gerekmektedir. Bu nedenle şimdi bu bağlantının nasıl olduğuna bir bakalım:
Three-way handshake işleminde öncelikle istemci sunucuya port numarasıyla birlikte bir bağlantı isteği gönderir. İsteği alan sunucu bu isteğe bir onay gönderir. En sonunda da istemci makine sunucuya bir onay gönderir ve bağlantı sağlanmış olur. Bağlantı yapıldıktan sonra veri akışı her iki yönde de yapılabilmektedir. Buna genellikle full-duplex iletişim denmektedir.
TCP aynı zamanda hata kontrol mekanizması da sağlıyor. Gönderilen her veri bloğu için bir numara üretilmektedir. Ve karşılıklı iki makine de bu numarayı kullanarak transfer edilen blokları tanımaktadırlar. Başarılı olarak gönderilen her blok için alıcı makine gönderici makineye bir onay mesajı gönderir. Ancak transfer sırasında hata olursa alıcı makine ya hata mesajları alır yada hiç bir mesaj almaz. Hata oluştuğu durumlarda, oturum kapanmadığı sürece, veriler tekrar gönderilir.
TCP prtokolü ile verinin iki makine arasında nasıl transfer edildiğini gördük. Şimdi istemcinin isteğinin karşı tarafa ulaştığında ne olup bittiğine bakalım. Bir makine başka bir makineye bağlantı isteği gönderdiği zaman belli bir hedef adresi belirtir. Bu adres bir IP adresi ve fiziksel adrestir. Ancak sadece bu adres te yeterli değildir, istemci karşı makinede hangi uygulamayla konuşmak istediğini de belirtmek durumundadır. Örnek olarak siz bir sayfaya bağlanmak istediğinizde URL adres kısmına http://www.guvenlikhaber.com adresini yazıp bağlan dediğiniz anda browser bu adresteki bilgisayara bir bağlantı isteği gönderir ve o makinede bulunan HTTP uygulamasıyla konuşmak istediğini de belirtir. Şimdi bu HTTP isteğinizin karşı tarafa gittiği zaman neler olduğuna bakalım.

inetd
inetd tüm daemon’ların anasıdır. Daemon’lar sistemde devamlı olarak çalışan ve diğer prosesleri dinleyen programlardır. Microsoft DOS platformundaki terminate and stay resident TSR programlarına benzerler. (TSR genellikle virüsler tarafından çok kullanılan bir yöntemdi. Virüs kodunun sürekli hafızada aktif olarak kalabilmesi için TSR metodu kullanılıyordu.) Daemonlar sistem açık olduğu sürece belli bir olayı dinlemek için sürekli çalışır durumdadırlar. İişte süper sunucu olarak ta çağrılan inetd tüm bu daemonların büyük büyük babasıdır.
Tahmin edebileceğiniz gibi bir sistemde ne kadar çok daemon varsa o kadar çok sistem kaynakları azalacaktır. İşte her türlü işlemi gerçekleştirmek için bir daemonu her zaman çalışır durumda bekletmek ve sistem kaynaklarını yemek yerine bir tane daemon yazmışlar. Bu da inetd daemonudur. inetd tüm ağ isteklerini dinler ve bir istek geldiğinde isteğe bakarak hangi servisle ilgili olduğuna karar verir. Daha sonra da ilgili servisi sunan uygulamayı yükleyerek isteği bu uygulamaya yönlendirir. Örnek olarak bir FTP isteği geldiği zaman inetd FTP sunucusunu başlatır ve isteğe cevap vermesini ister ve kendisi de başka isteklere cevap vermek üzere dinlemeye devam eder.
inetd sadece UNIX üzerinde çalışan bir uygulama değildir. Windows ortamında çalışan sürümlerini de piyasada bulmak mümkündür. Hummingbird’ün Exceed ürünü Windows ve OS/2 platformları için inetd’yi sunmaktadır.
inetd programı normal olarak sistem açıldığında çalışmaya başlar ve sistem yöneticisi tarafından kapatılmadığı sürece sistem kapatılana kadar da çalışmaya devam eder. inetd programının çalışması /etc/inetd.conf konfigürasyon dosyası ile tanımlanır. inetd’nin hangi servisleri sunacağı bu dosyada belirtilir. Bu servisler FTP, Telnet, SMTP, Finger, Netstat.. gibi servislerdir.

portlar
TCP/IP ortamında programların çalıştırılması ve servisler genellikle istemci-sunucu tabanlıdır. Her bağlantı isteği için inetd bir sunucu çalıştırır ve sunucu da istemciyle haberleşmeye başlar.
Bu işlemi gerçekleştirebilmek için her servise (FTP, Telnet.. gibi ) bir numara verilmiştir. İşte istemciler bu numaraları kullanarak karşı bilgisayardaki hangi uygulamayla konuşacağını belirtir. Bu numaralar port numaraları olarak adlandırılır. Bir internet sunucusunda binlerce port olabilir. Ancak etkin bir kullanım için iyi bilinen ve her zaman kullanılan servislere standart port numaraları verilmiştir. Sistem yöneticisi istediği servisi istediği port numarasına bağlayabilir ancak normal olarak iyi bilinen port numaraları (well-known ports) kullanmak akıllıca olacaktır. Örnek olarak aşağıda bazı servislerin standart port numaraları verilmiştir:
Dosya Transfer Protokolü (FTP) 21
Telnet 23
Simple mail transfer protokol (SMTP) 25
Gopher 70
Finger 79
HTTP 80
NNTP 119

Tüm port numaralarını ftp://ftp.isi.edu/in-notes/iana/assignments/port-numbers adresinden görebilirsiniz.
Şimdi kısaca bu uygulamalara bir göz atalım:

Telnet: Telnet protokolü RFC 854 dökümanında anlatılmıştır. Telnet uzak sistemlere login olmak ve sistemde komut çalıştırmak için kullanılır. Ankarada bulunan bir kullanıcı İstanbulda bulunan bir makineye telnet yaparak sanki makinenin başındaymış gibi komutlar çalıştırabilir. Bir telnet oturumu açmak için UNIX komut satırından yada DOS komut satırından:

#telnet sunucu_adi

komutu girilir ve eğer bu sunucuda telnet sunucusu çalışıyorsa kullanıcının karşısına login ekranı gelecektir. Bu ekranda kullanıcı adı ve şifresi girildikten sonra sisteme oturum açılacaktır. Telnet protokolü text tabanlı olup UNIX sisteminde ve çoğu sistemde dahili olarak gelmektedir.

Dosya Transfer Protokolü: FTP protokolü RFC 0765′de tanımlanmıştır ve protokol spesifikasyonu RFC 114 dökümanında anlatılmıştır. FTP internette standart olarak dosya transferi için geliştirilmiş bir protokoldür. Uygun ftp istemcileri kullanılarak ftp sunucularından yararlanılabilir. UNIX ve Windows platformlarında standart komut satırı ftp istemcisinin yanı sıra, Cute-FTP (Windows), FTP Explorer (Windows), FTPTool (UNIX) gibi üçüncü parti araçları da vardır.
FTP istemcileri karşı tarafta bir FTP sunucusuyla konuşurlar. İşte karşıda istemci isteklerine cevap veren standart ftp daemonu FTPD’dir. Bu daemon UNIX sistemlerinde default olarak gelmektedir. Ancak diğer sistemlerde de kullanılabilecek ftp sunucuları mevcuttur. Windows’ta WFTP, Frontpage, WAR FTP Daemon, NT’de Microsoft Internet Information Server, Machintosh’ta FTPD örnek olarak verilebilir.

Basit e-posta transfer protokolü: SMTP protokolü RFC 821 dökümanında tanımlanmıştır. SMTP protokolünün amacı etkili ve güvenli bir şekilde eposta iletimini sağlamaktır. Kullanıcı SMTP destekleyen bir istemciyle SMTP sunucusuna bir istek gönderir ve iki yönlü bir bağlantı kurulur. Bağlantı kurulduktan sonra eğer sunucu izin veriyorsa istemci MAIL komutları göndererek eposta gönderme işlemini yapabilir. (Internette kullandığımız Netscape ve Explorer gibi browserlar genellikle SMTP sunucularını kullanarak mail gönderirler. Browser ilk kurulduğunda kullanıcı posta ayarlarında verdiğimiz SMTP sunucusunun adı mail göndermek için kullanılmaktadır)
SMTP’nin bu çok basit yapısının yanı sıra bir çok güvenlik açığının kaynağı olmuştur. Bunun nedeni ise SMTP’nin çok fazla parametresinin bulunmasıdır. Yanlış konfigürasyonlar güvenlik açıklarının nedeni olmaktadır.
SMTP sunucusu UNIX sistemlerinde default olarak gelmektedir.

Gopher: Gopher servisi dağıtılmış döküman paylaşım sistemidir. Dökümanlar ve servisler sunucularda saklanıyor ve Gopher istemci programı kullanıcıya bu dökümanlara bir hiyerarşik şekilde ulaşma imkanı sunuyor. Dosya ve dizin yapısı dökümanları yerleştirme ve kullanma için uygun olduğu için daha çok bu yapıya benzetilerek tasarlanmış Gopher. Günümüzde HTTP’nin akıl almaz gelişimi ve kullanım yaygınlığı nedeniyle bu servis artık kullanılmaz hale gelmiştir. Gopher ile ilgili ayrıntılı bilgi RFC 1436 dökümanından edinilebilir.

Hipertext transfer protokolü: Internette kullanıcıların sörf yapmasını sağlayan HTTP herhalde tüm protokoller içinde en ünlüsüdür. HTTP protokolü RFC 1945 ve RFC 2068 dökümanında anlatılmıştır.
HTTP protokolü internetin kullanımını tamamen değiştiren ve herkes tarafından kullanılabilir bir hale getirmiştir. HTTP protokolü de Gopher mantığıyla çalışır. İstem ve cevap şeklinde bir çalışma mantığı vardır. Telnet gibi uygulamalar istemcinin login olmasını ve işlemler devam ettiği sürece de bağlı kalmasını gerektirmektedir. Ancak Gopher ve HTTPde böyle bir zorunluluk yoktur. İstemci istediği zaman istediği isteği gönderir ve sunucuda bu isteğe cevap verir. Bunu internet browserdan görmek mümkündür. Siz bir adresi ziyaret ederken aslında o siteye bağlı değilsinizdir o siteden bazı dökümanlar indirmiş ve bunları yerel olarak görüyorsunuzdur. Ancak bir linke tıkladığınızda o sunucuyla bağlantı kurulur ve bilgiler transfer eilir bu işlemin işleyişini ekrandaki durum çubuğundan gözleyebilirsiniz.
Tabi HTTP sunucularına bağlanmak için HTTP protokolünü öğrenip bir istemci programı yazmadığınız sürece üçüncü parti bir HTTP istemcisi kullanmak zorundasınız. Bunların arasında Windows için, Netscape, Microsoft Interent Explorer, Opera, Mosaic, WebSurfer, UNIX için Xmosaic, Netscape, Lynx, Arena, OS/2 için Web Explorer, Netscape sayılabilir.
HTTP sunucusu artık hemen hemen tüm işletim sistemlerinde mevcuttur. Kişisel HTTP sunucularından kurumsal sunuculara kadar geniş bir yelpazede ürünler ortaya çıkmıştır. Örnek olarak, Windows için OmniHTTPD, Microsoft Personal Web Server, Website, Windows NT için HTTPS, IIS, Alibaba, Espanade, Expresso, UNIX için HTTPD, Apache, OS/2 için GoServe, OS2HTTPD, IBM Internet Connection Server verilebilir.

Network News transfer protokolü :
NNTP en çok kullanılan protokollerden biridir. USENET olarak bilinen haber servisine erişim sağlar. NNTP RFC 977 dökümanında tanımlanmıştır. NNTP protokolünün çalışması SMTP protokolüne benzer, sunucuya gönderilen komutlar anlaşılabilir bir şekildedir.

Şimdi artık TCP/IP servis ve protokol ailesini öğrendik ve aynı zamanda bazı uygulama düzeyi protokolleri inceledik. Burada değindiğimiz protokoller internette sıklıkla kullanılan protokollerdir. Ancak gerçekte bunlar buzdağının görünen parçasıdır sadece, burda değinmediğimiz daha yüzlerce protokol mevcuttur.

Kısaca TCP/IP tek başına interneti oluşturan bir yapıdır ve çoğu kullanıcıya görünmeyen protokoller topluluğudur. Şimdi standart bir internet sunucusunda bulunan protokolleri sıralayalım:

-Transfer kontrol protokolü (TCP),
-Internet protokolü (IP),
-Internet mesaj kontrol protokolü (ICMP),
-Adres çözümleme protokolü (ARP),
-Dosya tranasfer protokolü (FTP),
-Telnet protokolü,
-NNTP protokolü,
-SMTP protokolü,
-HTTP protokolü,

Burada verilen protokoller aslında bazen birbiriyle iç içe girmiş durumdadır. Yani internette bir noktadan bir noktaya veri transferi için bir tek yol değil bir çok yol vardır. Örnek olarak bir dosya transfer işlemini için FTP protokolünü kullanabilirsiniz. Ancak bunun için eposta (SMTP protokolü), HTTP protokolü gibi diğer yolları da kullanabilirsiniz.


1.3- TCP/IP ile Otel Telefon Sistemi arasındaki ilişki yeni

Fazla teknik bilmeyen yada tekniğe inmek istemeyenler için ConSeal PC Firewall ürününün yardım dosyasından derlediğim TCP/IP açıklamasını sunmak istedim. ConSeal TCP/IP’yi bir benzetmeyle çok güzel bir şekilde anlatmış.

Not: ConSeal yardım menüsü bu konuyu anlatırken konuyu reklam amacıyla kullanmış ve kendi firewall ürününün özelliklerini vurgulamış. Ben bu reklam kısımlarını eleyerek genel olarak anlatmaya çalıştım.

TCP/IP’yi bir telefon ağına benzetebiliriz. Bu benzetmede benzetilen terimleri listeleyelim öncelikle:
Bilgisayar sistemi Otel (çalışanlar ve müşteriler için telefon sistemi içeren)
TCP/IP İki kişi arasındaki telefon görüşmesi
UDP Sesli mesaj bırakma işlemi
Port Dahili telefon numarası
Address Otelin telefon numarası
Connection Bir telefon görüşmesi
Firewall Otelin telefon operatörü
ARP Bir cadde adresinin bulunması
Bir bilgisayar sistemini bir otelin telefon sistemine benzetebiliriz zira bilgisayar sistemi çalıştırdığınız uygulamaları barındırır. Bilgisayar sistemine firewall kurmak, otelin telefon operatörüne telefonlara ve mesajlara hangi durumlarda izin vereceğini söylemeye benzer. Bilgisayar kulanıcısı olan siz de otel yöneticisi ve VIP müşterisi olabilirsiniz.

Kavram 1 : Uygulamalar ve Servisler

Oteller müşterilere sahiptir ve bu müşterilerine hizmet vermek için çalışanları vardır.
Bilgisayarlar email, web browser gibi uygulamalara sahiptir ve ve bu uygulamaları desteklemek için DNS, RIP gibi işletim sistemi servislerini kullanırlar.

Kavram 2: İletişim
Otelden bir müşteri dışarıyı çevirmek istiyor. Oteldeki bir telefondan başka oteldeki bir telefonu arayarak o otelde görüşmek istediği kişinin dahili numarasını çevirir.
Bilgisayar da ise bir uygulama yada bir servis başka bir bilgisayardaki bir uygulama yada servisle konuşmak istiyor. TCP/IP ve UDP/IP kullanılarak karşı bilgisayarın IP numarasını ve port numarasını kullanarak istediği uygulamayla yada servisle konuşabilir.

Kavram 3: Firewall Olmadan
Operatör olmadan herhangi bir kişi içeriyi yada dışarıyı arayabilir. Ve bu aradıkları dahili numarada hiç bir kimse olmayabilir yada kişi telefona cevap verebilir yada vermeyebilir.
Bilgisayar sisteminde firewall olmadan içeri ve dışarı olan tüm iletişim iletişim açık durumdadır. Ancak tüm portlar kendilerini kullanan bir servise bağlı olmayabilirler. Yada bir uygulama bir bağlantı isteğini kabul edebilir yada etmeyebilir.

Kavram 4: Firewall’un görevi
Operatör çalıştığı zaman, hangi dahili numaraların görüşme yapabileceğine yada hangi otelin ve dahili numaranın aranabileceğine karar verebilir.
Bilgisayar sisteminde bir firewall çalıştığı zaman, hangi sistemlerin haberleşebileceği ve hangi port numaraların kullanılabileceğini belirler.

Kavram 5: Diğer PC tabanlı Firewall’lar
Eski operatörler bazı önemli otel personelinin görüşmelerini engelleyemezler. Sizin oteliniz tüm görüşmeleri engelleyebilecek bir operatöre sahip.
Bilgisayar sisteminde Winsock tabanlı firewall’lar dosya paylaşımı gibi bazı önemli Windows servisleri için bloklama yapamazlar. Ancak tüm veri paketlerini yakalayan bir firewall bu servisleri de engelleyebilir.

Kavram 6: Diğer protokoller (IPX, NetBEUI…)
Eski operatörler otelin bir fax makinesi yada Morse Kodu olduğunu bilmezler ve dolayısıyla bunlara erişimi engelleyemezler. Ancak sizin otelinizdeki operatör fax makinesi ve morse kodu olduğunu biliyor. İlerleyen zamanda operatöre bu servislerin nasıl kullanılacağı öğretilecek. Ancak şimdilik sadece operatöre bu servislerin kullanılıp yada kullanılmayacağı öğretilmektedir.
Tüm veri paketlerini yakalamayan firewall’lar IPX, NetBEUI paketlerini de yakalayamazlar ve dolayısıyla bu servisleri engelleyemezler. Ancak tüm paketleri yakalayan bir firewall bu protokolleri de yakalar.

Kavram 7: Gelen TCP/IP bağlantılarını engellemek
Bir operatör otelde kalan bir kişiye gelen telefon görüşmelerine izin vermeyebilir ancak bu kişinin dışarıyı aramasına ve görüşme yapmasına izin verebilir.
Bilgisayarda bir firewall herhangi bir TCP/IP portuna dışardan gelen bağlantı isteklerini engelleyebilir ancak aynı port üzerinden dışarı çıkışlara izin verebilir.

Kavram 8: Paket filtreleyici firewall
Operatör bir aramayı engelleyebilir ancak ne söylendiğini sansürleyemez. Bunun için güvenlik görevlisi işe yarayabilir.
Paket filtreleme yapan bir firewall iletişimi engelleyebilir ancak paketlerin içeriğini incelemez. bunun için Anti-virüs yazılımları işe yarayabilir.

Kavram 9: UDP/IP ve TCP/IP karşılaştırması
Bazı insanlar devamlı olarak yüz yüze görüşme yaparlar, bazıları ise mesaj bırakırlar. Karşılıklı konuşurken söylediğiniz her şeyin karşıdaki kişi tarafından duyulduğunu bilirsiniz ancak mesaj bıraktığınız zaman bıraktığınız mesajın karşıdaki kişiye ulaşıp ulaşmadığından hiç bir zaman emin olamazsınız.
Uygulamalar tek bir datagram göndermek için ya TCP/IP’yi ya da UDP/IP’yi kullanırlar. UDP/IP protokolü ile karşı uygulamanın iletiyi alıp almadığından hiç bir zaman emin olamazsınız.

Kavram 10: UDP/IP verisini engelleme
Eğer otel operatörü bir müşterinin başka bir oteldeki bir kişiye mesaj bırakmasına izin veriyorsa, bu diğer oteldeki kişinin de bu müşteriye mesaj bırakmasına izin verecektir.
Eğer firewall uygulamalara ve servislere UDP/IP üzerinden ve belli portları kullanarak diğer sistemlere bilgi göndermesine izin verecek bir kurala sahipse, diğer sistem de aynı portları kullanarak size veri gönderebilir. Bunun nedeni karşıdaki sistemin size ilk kez veri mi gönderdiği yada cevap mı verdiği tam olarak bilinemiyor olmasıdır.

Kavram 11: Portlar nasıl kullanılıyor (1)
Lobide bulunan telefon her kes tarafından dışarıya telefon etmek için hazırdır. Genel olarak otel çalışanlarına ve servislerine ait dahili numaralar 1 ile 1023 arasındadır. Diğer dahili numaralar ise 1024 ve 5000 arasındadır.
Uygulamaların diğer sistemlerdeki servislerle konuşabilmeleri için belli bir port aralığı mevcuttur. Genel olarak servisler 1 ile 1023 port numaraları arasında yer almaktadır. Geçici olarak kullanılacak port numaraları ise 1024 ve 5000 arasındadır. Böylece uygulama yada servislere sistem servislerinin port numaraları verilmez.

Kavram 12: Portlar nasıl kullanılıyor (2)
Bir gelenek olarak otellerde bulunan belli başlı servisler sabit bir dahili numaraya sahiptir örnek olarak salonun dahili numarası 80, Bellman için dahili numara 23 gibi. Böylece misafirler diğer otellerdeki çalışanlara hangi numaradan erişeceklerini her zaman bilirler. Aynı zamanda müşterilerden bu dahili numaraları kişisel görüşmeleri için kullanmamaları istenir.
TCP/IP’de ve UDP/IP’de bir gelenek olarak belli başlı bazı servisler her sistemde hep aynı port numarasında bulunur. Örnek olarak Web sunucusu 80 numaralı portta, DNS servisi 53 numaralı portta, telnet 23 numaralı portta bulunur. Bu şekilde sizin uygulamanız diğer sistemlerdeki servislere nasıl erişeceğini biliyor. Uygulamalar bu port numaralarını uygunsuz olarak kullanmamalıdırlar.

Kavram 13: Kural kullanımı
Otel bazı görüşmelere bazı özel durumlarda izin verip vermemeye karar verebilecek bir operatöre sahiptir. Bu durumlar örnek olarak şöyle olabilir: sadece belli bir müşteri oteldeyse izin verebilir yada görüşme otelin güvenli görüşme hattından yapılacaksa izin verilebilir.
Firewall ile belli kurallar koyarak iletişime belli durumlarda izin verip belli durumlarda izin vermeyebilirsiniz. Örnek olarak belli uygulamalar çalışıyorsa, çevirmeli bağlantı aktif ise yada iletişim güvenli bir VPN (sanal ağ) bağlantısı üzerinden yapılıyorsa izin verilebilir.

Kavram 14: Kuralların öncelik sırası
Otel operatörü için bazı talimatlar diğerlerine göre daha önemlidir. Her bir kural için bir önem derecesi belirleyerek operatörün bu sıraya uymasını sağlayabilirsiniz.
Firewall kural setinde bazı kurallar diğer kurallara göre önceliğe sahiptir. Bu önem derecesini ayarlayarak (default olarak 100′dür) kuralların uygulanma sırasını ayarlayabilirsiniz. Küçük numaralar öncelik hakkına sahiptirler ve ilk olarak test edilirler.

Kavram 15: Paranoya ve bilgi savaş oyunu
Oteliniz diğer otellerle aynı blokta yer alıyor. Önemli bir ayrıntı eğer otelin bulunduğu caddeyi bilmeden otelle görüşme yapamıyorsunuz. Otel çalışanları da kolayca bu bilgileri unutabiliyorlar ve her bir kaç dakikada bir birbirlerine otel adresini soruyorlar. Eğer operatör otel çalışanların bu bilgi alış verişini engellerse insanlar hiç konuşamayacaklardır.
Sizin bilgisayarınız diğer sistemlerle aynı ağda bulunuyor. Önemli bir ayrıntı diğer bilgisayarların Ethernet Adresini bilmeden (ARP protokolü ile elde ediliyor) bilgi alış verişinde bulunamıyorsunuz. Sizin bilgisayarınız bu bilgiyi eğer devamlı olarak kullanılmıyorsa siliyor kayıtlarından dolayısıyla haberleşmek istediği zaman diğerlerine bu adresi soruyor her seferinde. Eğer ARP’yi engellerseniz sistemler hiç bir zaman konuşamayacaklardır.

Bundan sonraki kavramlar neden firewall kullanmanız gerektiğini açıklayacak güvenlikle ilgili kavramlardır.

Kavram 16: IRC ve Nuke’leme
Telefonda sohbet eden insanlar diğer otellerdeki kişilerin araya girip kesinti yapmalarına davetiye çıkarıyor. Bu müşteriler sizin otel resepsiyonunuza bağlantıyı kesmesini söylüyor. Resepsiyon da nedensiz bir şekilde kesiyor bağlantıyı. Bunu engelleyecek bir operatör olmazsa müşteriler durumdan gerçekten çok sıkılırlar.
Sohbet gruplarını kullanan insanlar kötü niyetli kişilere can sıkıntısı yapmak için davetiye çıkarıyorlar. Bu lamer’lar sisteminize ICMP nuke ve diğer datagram’lar göndererek chat sunucusuna erişmesini engelleyebilir. Bunu engelleyecek bir Firewall yoksa Windows sisteminde IRC chat gerçekten can sıkıcı olabilir. Tabi tüm firewall’lar ICMP’yi engelleyemeyebilir.

Kavram 17: Gizlice dinleme
Sizin otel çalışanlarınız ve müşterileriniz başka bir oteldeki bir kişile görüşme yapıyorsa bile başka otellerdeki insanlar bu konuşmaları dinleyebilir.
Sizin bilgisayarınız başka bir bilgisayarla haberleşirken, paylaşımlı bir ağ üzerinden konuştuğu için diğerleri de sinsice sizin konuşmalarınızı dinleyebilir. (bildiğimiz gibi bu cihazlar sniffer’lardır. )

Kavram 18: Onaylama
Mesela bir yerde bulunan insanlar operatörü başka bir yerden arıyormuş gibi kandırabilir ve görüşme izni alabilir. Bu durumda arayanı tanımak aranan kişiye kalıyor.
Bilgisayarlar da kendi IP adreslerini değiştirerek güvenilen bir sistemmiş gibi davranabilir. Bu durumda bu sistemi tanıma ve onaylama işi uygulamaya kalıyor.

Kavram 19: TCP bağlantı hırsızlığı
İki kişi telefon görüşmesi yaparken üçüncü bir kişi araya girip konuşmayı keserek bir kişinin yerini alabilir ve diğer kişiye karşı yerini aldığı kişiymiş gibi konuşmaya devam edebilir. Güvenli bir telefon hattı olmaksızın bunun olup olmadığını hiç bir zaman anlamayabilirsiniz.
Bir hacker için bir TCP bağlantısını kesip iletişimde bulunan sistemlerden birinin yerine geçebilir. VPN gibi güvenlik bir bağlantı olmaksızın sisteminiz bunu hiç bir zaman anlayamayacaktır.

Kavram 20: DNS Spoofing

Eğer bir kişi Directory Asistanmış (411) (bizde bilinmeyen numaralar 118 olarak düşünebiliriz) gibi davranırsa numara isteyen kişilere yanlış numaralar vererek başka kişilerle konuşmanızı sağlayabilir.
Eğer bir hacker bir DNS (alan adı sunucusu) sunucusunun yerine geçerse, size yanlış IP numaraları sağlayarak sisteminizin istemediğiniz başka bir bilgisayarla konuşmasını sağlayabilir.

Kavram 21: Verinin değiştirilmesi

Eğer bir kişi sizin konuşmanıza girmeyi başarırsa söylenilen şeyleri değiştirebilirler. Güvenli bir telefon hattı bu sorunu çözer.
Eğer bir hacker iletişiminizi kesip araya girebilirse gönderilen veriyi değiştirebilirler. VPN gibi güvenli iletişim sağlayan bağlantılar bu sorunu çözebilir.

Kavram 22: Verinin ele geçirilmesi (1)
Otel telefon sistemlerinin bir şaşırtıcı özelliği bir noktadan diğer bir noktaya ulaşıncaya kadar telefon görüşmesi otelden otele gezmektedir. İşte bu sırada bir çok kişi sizin görüşmenizi dinleyebilir. Bu yüzden ne söylediğinize dikkat etmelisiniz yada güvenli bir hat kullanmalısınız.
Internetin önemli bir özelliği ise veriler belli bir hedefe giderken bir çok bilgisayarı gezerler. Bunun anlamı bir çok kişi sizin gönderdiğiniz bilgileri izleyebilir ve ele geçirebilir. Bu yüzden ne gönderdiğinize dikkat etmelisiniz yada VPN bağlantısını kullanmalısınız.

Kavram 23: Verinin ele geçirilmesi (2)
Oteller arasındaki bazı linkler mikrodalga bağlantılar üzerinden radyo yayını şeklinde olmaktadır.
Bazı telefon görüşmeleri mikrodalga anahtarlarından yönlendirilmektedir ve cep telefonları en yakın istasyona yayın yapmaktadır. Bu verinin daha fazla erişilebilir bir konumda olmasını sağlamaktadır.

Kavram 24: Ağ güvenliği
Bir oteldeki müşteriler otelin işini çok iyi yapan bir operatöre sahip olduğunu bildikleri için çok rahat bir şekilde uyuyabilirler, başka bir oteldeki müşteriler de otellerine görüşmeleri kontrol ltına alacak bir operatörün geldiğini bilerek rahat olabilirler. (Biraz karmaşık gibi gelebilir bunu anlaması. Ancak konunun aşağıdaki bilgisayar dünyasındaki karşılığına baktığınızda daha rahat anlayacaksınız.)
Mac sistemleri ağ güvenliği konusunda çok iyi bir üne sahiptirler. Ancak kişisel firewall yazılımları ile artık Windows kullanıcıları da rahat bir nefes alabilirler.

kaynak : http://groups.google.com/group/Warezonlinedestek?lnk=srg
gönderen: muhyildizslash34@gmail.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 118, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Yorumlar

31 Mart Vak’ası, 28 Şubat darbesi ve Masonlar!

Basından alıntı
31 Mart Vak’ası, 28 Şubat darbesi ve Masonlar!

Adamın biri, sokakta dalgın dalgın yürürken; farkında olmadan, yolun ortasında yatan bir köpeğin “kuyruğuna” basmış!.. Ve tabiî; köpek can havliyle havlamış!..
Adam şaşırmış…
“Hayret” demiş;
“Ben köpeğin kuyruğuna bastım!.. Ama ses, ağzından çıktı!”
Şöyle bir düşünüp, “teşhis”i koymuş:
“Kuyruğuna bastığım halde ağzından ses çıktığına göre, demek ki; kuyruk ile baş arasında bir bağlantı var!”
…….
Şirinevler’den “Muhittin Amca”mın birkaç yıl önce aktardığı bu hikâye, Bedii Faik’e ait… Bedii Faik, bu örneği yarım asır kadar önce vermiş!.. Ama görüyorsunuz; hem tazeliğini, hem de güncelliğini koruyor!..
çünkü efendim;
Bugün de; “kuyruk”larına basıldığında “ağızlarından ses çıkaran” nice mahlûkat dolaşıyor ortalıkta!..
İtiraf etmek gerekir ki;
“İyi beslendikleri” için olsa gerek, “ses”leri de hayli “gür” çıkıyor!..
Bir anda “sürü” haline gelivermeleri de cabası!..
Tersi de oluyor tabii…
“Başları okşandığında” veya önlerine “kemik” atıldığında “kuyruk sallamaya” başlayan “Sahibinin Sesi” güruhunu da es geçmemek lâzım!..
Ancak, bu da konulan “teşhis”i değiştirmiyor;
“Baş” ile “kuyruk” arasında, gerçekten de “organik bir bağlantı” var!..
Kuyruğa basıldığında “baş” devreye giriyor, baş okşandığında ise “kuyruk” görevini icra etmeye başlıyor!..
Son günlerde cereyan eden ve özellikle “Vakit’e yönelik saldırı”ları şöyle bir getirin gözlerinizin önüne!..
Görüyorsunuz;
“Kuyruk”larına basılan nice “baş”, hemen sesini yükseltti!..
Bu, aynı zamanda; düğmeye basılıp, “Saldır Co!” parolasının işaretiydi!..
Gördünüz işte; anında bir araya gelip, “sürü” oluşturdular ve “topyekûn saldırı”ya geçtiler!..
Hani, ellerinden gelse;
Vakit’i bir kaşık suda boğacaklar!..
öylesine “hınç” dolular, öylesine “linç” ruhlular!..
Ama, mızrak çuvala sığmıyor!
“Dunkof taşeron”lar, “ebleh ve gerzek çemkirmen”ler, “kahpe enik”ler, ne kadar havlasalar da, “sürü”lerini bir türlü koruyamıyorlar!..
Hani, “havlamasını bilmeyen köpekler sürüye kurt getirir” derler ya; çemkirmeyi bilmeyen “aptal çemkirmen”ler ve “kahpe enikler”in yaptığı da bu!..
Boşu boşuna çemkiriyorlar!..
Ve tabiî, dikkatleri “kendi kahpelikleri”nin üzerine çekiyorlar!..
Ama biz, “duruş”umuzu değiştirmeyeceğiz.
Her zamanki gibi;
“Hoşt” deyip, yolumuza devam edeceğiz!

AĞLAMA DUVARI OLAYI
“özel” bir meseleden dolayı siz okurlarımı meşgul ettiğim için, öncelikle hepinizden özür dilerim… Ne yaparsınız; “Sahibinin Sesi” rolü üstlenenlere ara sıra “hoşt” demek zorunda kalıyoruz işte!..
Hepinizden tekrar “özür” dilerken, “günün olayları”na dönebilirim artık… “Günün olayları” dedim ama, hangisi?.. AK Parti’nin, “402 sayfalık savunma”sını Anayasa Mahkemesi’ne dün vermesi mi, “Paksüt-Başbuğ gizli görüşmesi” mi, yoksa “Başbuğ’un Ağlama Duvarı’ndaki fotoğrafı” mı?..
Aslında, her üç olay da birbirinden önemli… AK Parti’nin, “Savcı’ya laiklik dersi” veren savunması; hem taze, hem de günün en önemli olayı!..
Ama, izniniz olursa, “AK Parti’nin 3 klasör ve 402 sayfadan oluşan savunması”nı daha sonra irdelemek istiyorum… çünkü, savunmadaki “Laiklik dinsizlik değildir!.. Başsavcı’nın laiklik yorumu çağdışı!” gibi ifadeler, üzerinde uzun uzun durmayı gerektiren ifadeler!..
Onun için diyorum ki;
Şu “Ağlama Duvarı’nda bir bürokrat” olayını bitirelim de, “Savunma”ya inşaallah yarın değiniriz!..
Bazı “dönek kahpe”ler diyor ki;
“Vakit’çiler her olayın arkasında Yahudi parmağı ve Mason komplosu ararlar… Bu parmak arama işi, taa İkinci Abdülhamid’in tahttan indirilişinden başlar, 28 Şubat darbesine kadar gelir!.. Bunlar, tarihte meydana gelen olayları Yahudi komplosu olarak okumaya yatkın bir kafa yapısına sahiptirler!”
Kısmen doğru bir tespit!..
Hatta, tam isabet!..
Demek oluyor ki;
“Bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu gösterdiği” bir dünyada, “dönme kahpe”ler de, dönerlerken doğruyu gösterebiliyormuş!..

İHANET HEYETİNDE TüRK YOKTU
“İkinci Abdülhamid Han”ın tahttan indirilişi ve “28 Şubat darbesi” ilginç örnekler!.. çünkü, her iki olayda da, “Mason ve Siyonistlerin parmağı” var!..
Nasıl mı?..
öncelikle “İkinci Abdülhamid Han’ın tahttan indirilişi” olayına bir bakalım.
Evet, “Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesi”ne karar verilmiştir… Bu “hâl” kararının padişaha tebliği için, Ayan ve Mebusan meclislerini temsilen bir hey’et seçilmiş ve Yıldız Sarayı’na gönderilmişti.
Yıldız Sarayı’na Sultan Abdülhamid Han’a hal’ini tebliğ için gönderilen heyetin teşekkül tarzı ise, “Türk tarihinin en hâince hadiselerinden” birisi idi.
Bütün “Osmanlı tebaa”sını temsil etmesi gerektiği iddiası ile teşekkül ettirilen hey’ette tek bir Türk yoktu.
Bunlar; Selanik Mebusu Yahudi Emanuel Karaso, İşkodra Mebusu Arnavut Esat Toptani, Ayan’dan Ermeni Aram Efendi ve Padişahın uzun seneler yaverliğini yapmış olan karışık soydan Bahriye Nâzırı ârif Hikmet Paşa, Tayyar Bey, Cevad Bey, Haydar Bey, İsmail Kemal Bey ve Gâlip Paşalar idiler.
Padişah, “hal” kararını tebliğe gelenlerin kimler olduğunu mâbeyn başkâtibi Cevat Bey’e sorup öğrenince; “Bir Türk padişahına, otuz üç sene bu makamda bulunmuş İslâm halifesine hal kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?!” demekten kendini alamamıştır!..
Emanuel Karaso denilen vatan haini ve Müslüman düşmanı ise; Selanik’te “Mason locasının üstad-ı a’zamı” idi… Talat Paşa, Câvid Bey, Câhid Beyleri Mason yapan işte bu adamdı.
Koyu bir Siyonist’ti… Büyük bir Türk düşmanıydı…
Filistin’de müstakil bir Yahudi devleti kurulması için Theodor Herzl ile birlikte Sultan Abdülhamid Han’a rüşvet teklif eden kişiydi!..

MASON üSTADI DİYOR Kİ;
Gelelim, heyetteki Mahmut Şevket Paşa’ya…
Peki, Mahmut Şevket Paşa, “ihanete varan gafleti”nde yalnız mıydı?..
Bu soruya “Masonlar Büyük Locası üstadı Celil Layiktez” cevap veriyor!..
Celil Layiktez; locanın resmi yayın organı Tesviye dergisinde, “İngilizce” olarak kaleme aldığı “İslâm ülkelerinde Masonluk” başlıklı yazısında demiş ki;
“Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu, masonlar tarafından örgütlendi ve yönetildi.. Sultan Adülhamid’e tahttan indirildiğini ve Selanik’e sürgüne gönderileceğini tebliğ eden 5 milletvekilinden oluşan heyettekilerin tamamı da masondu!”
“İttihat Terakki” tarafından, “Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirmek” için oluşturulan “Hareket Ordusu” konusunda ise, şöyle diyor masonların üstadı Celil Layiktez;
“Karargâh subayı Mustafa Kemal’in mason olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. Ama subayların içinde, masonların sayısı çok fazlaydı.
Selanik’teki Hareket Ordusu’nu organize eden İttihat ve Terakki, Emmanuel Karaso’nun başkanı olduğu locada organize oluyorlardı.”
Böylesine “tarihî bir gerçek” ortada iken, “Sultan Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesinde Mason’ların ve Siyonistler’in parmağı olmadığını” iddia etmek için, herhalde “hoca”lıktan “loca”lara transfer olmaya çalışan “kahpe bir dönme” olmak lâzım!..

28 ŞUBAT’TAN BİR GüN öNCE!
Gelelim “28 Şubat darbesi”nin zamanlamasına…
öncelikle, o günkü gazetelerden bir haber:
“İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, dün Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’yı kabul ederek bir süre görüştü. Görüşmede, İsrail Genelkurmay Başkanı Amnon Şahak da hazır bulundu.
Görüşme sırasında, Genelkurmay Başkanı Karadayı, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya, ‘Siz de asker olduğunuz için askerler arasındaki diyaloğun önemini bilirsiniz. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler her zaman iyi olmuştur. Bundan sonra daha da iyi olacaktır. Askerler arasındaki diyalogda çok olumlu gelişmeler var’ diye konuştu.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da; ‘Türkiye ile ilişkilerin önemini biliyoruz. Aramızdaki işbirliği, bu problemli bölgeye istikrar ve huzur getirecektir. İşbirliğimiz sayesinde bu gerçekleşecektir’ dedi.”
Lütfen dikkat;
Bu ziyaret ve görüşme haberinin gazetelerde çıktığı tarih, “28 Şubat 1997″dir!..
Demek oluyor ki;
Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki görüşme 27 Şubat 1997′de gerçekleşmiş ve Org. Karadayı aynı gün Türkiye’ye dönmüştür!..
Peki, tarihler 28 Şubat 1997′yi gösterdiğinde ne oldu Türkiye’de?!?..
N’oolacak;
“28 Şubat darbesi!!!”
Enteresan değil mi;
Bir gün önce İsrail’de olan Genelkurmay Başkanı, hemen ertesi günü dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’a, “18 Maddelik kararlar”ı dayatıyor ve böylece “darbe süreci”ni başlatıyor!..
Şimdi, sormak gerekmez mi;
“İsrail’e ziyaret”in hemen ertesi günü, “28 Şubat süreci”nin başlaması bir tesadüf (!) müdür?..
Bu soru; sadece ve sadece “dönme”lere, “kahpe”lere ve “dönek kahpe”lere yöneltilmiştir!..
Başkasının cevap vermesine gerek yoktur!..
————–
Dede ve Torun!
Ne enteresan değil mi?.. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Ali Osman Paksüt bir “hukukçu” değil… “Büyükelçi” iken, A.N. Sezer tarafından “Anayasa Mahkemesi üyeliği”ne atandı!..
Evet, enteresan… çünkü efendim, Ali Osman Paksüt’ün dedesi “Kel Ali” veya “Cellat Ali” lakaplı Ali çetinkaya da “hukukçu değil”di!..
Belki de, “hukukçu olmadığı” için;
“Sanığın idamına, şahitlerin bilâhere dinlenmesine!” şeklinde pervasız kararlar veriyordu.
Sırf “sadakatinden” dolayı İstiklal Mahkemeleri’nin başkanlığına atanmış Kel Ali!..
Dolayısıyla, “astığı astık, kestiği kestik” kararlar vermesi, gayet doğal!..
“Acaba” diyorum; “Ali Osman Paksüt’ün kararlarında da hukukçu olmamasının bir rolü var mı?..”
Yoksa o da, dedesinin izinde mi?
Hasan Karakaya

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorumlar

HIFZISIHHA ‘KENE’ ISIRIĞINA KARŞI ‘ÖLÜ VİRÜS’ AŞISI

Türkiye’de son 3 yılda 60 kişinin ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının tedavisi için aşı çalışmalarına hız verildi.
18 Mayıs 2007 Cuma 12:59
YUSUF ZİYA ERARSLAN
ANKARA- Türkiye’de son 3 yılda 60 kişinin ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının tedavisi için aşı çalışmalarına hız verildi.
Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi ‘ölü virüs’ aşısı üzerinde laboratuar incelemelerini sürdürüyor. Hıfzısıhha kenelere karşı aşı çalışmasını hızlandırdı. Dünyada hastalığa karşı geliştirilmiş bir aşı bulunmuyor. Aşının en ucuz ve en sağlam tedavi yöntemlerinden biri olduğunu belirten Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, “Aşının çeşitli fazlardan geçmesi gerekiyor. Arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor” dedi.
KKKA Bilimsel Kurulu olarak sık sık bir araya geldiklerini aktaran Ertek, kene popilisyanu artışlarında yaban domuzlarının çoğalmasının da etkili olduğunu dile getirdi. Kırım Kongo’nun farklı bölgelere yayıldığını da belirten Ertek, “Hayvan ticaretinde nakliye öncesi kene kontrolü ve ilaçlama hastalığın başka şehirlere taşınmasını önler” çağrısında bulundu.
Kene ısırmaları sonucu KKKA şüphesiyle hastanelere başvuran vatandaş sayısı her geçen gün artıyor. Çevre illerden Kene ısırığı sonucu Ankara Numune Hastanesine kaldırılan hastaların tedavileri sürerken, hastalıkların testlerini yapan Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı’ndan gelen müjdeli bir haber sevindirdi. Kenelerle mücadele konusunda Zaman’a değerlendirmeler yapan Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, Kırım Kongo’nun tedavisi için dünyada henüz aşı bulunmadığını
söyledi. Ertek, Hıfzısıhha olarak aşı üretimi için çalıştıklarını belirterek, uzun soluklu çalışmaya ihtiyaç olduğunu dile getirdi. “Hastalığın iyileştirilmesi zor olduğu için vatandaşın kenelere maruz kalmasının önüne geçmeliyiz” diyen Ertek, kenelerin beslenme dönemi olan bahar ve yaz aylarında özel dikkat gerektiğini ifade etti. Kene popülasyonunun yoğun olduğu otlak, çalılık alanlar ve ırmak vadilerinde patikaların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Ertek, “Keneler otlara ve çalılara
tırmanarak kan emecekleri canlıları orada beklerler. Bu alanlara girilecekse açık renk elbiseler giyilmelidir” ifadelerini kullandı.
Kenelerin kollara ve bacaklara tutunmasını önlemek için uzun kollu tişört giyilmesinin önemine dikkat çeken Ertek, pantolonların paçalarının botların veya çorapların içine sokulması uyarısında bulundu. Pikniklerin ardından vücut yüzeyinin kene kontrolünden geçirilmesinin hastalığı önlemek için büyük önem taşıdığını kaydeden Ertek, kenenin vücuttan uzaklaştırılmasında ince uçlu pens veya cımbız kullanılmasını istedi. Başkan Ertek, kenenin vücudunun patlatılmamasını vurgulayarak, kene uzaklaştırıldıktan
sonra ısırma bölgesinin dezenfekte edilmesini ve ellerin sabunla iyice yıkanması çağrısı yaptı. Kene popilasyonundaki artışı çeşitli sebeplere bağlayan Ertek, “Küresel ısınma, yaban domuzu sayısının çoğalması kenelerin artmasında önemli bir etken. Domuzlar kenelerin bir yerden bir yere taşınmasına sebep oluyor” diye konuştu.
Başkan Ertek, büyük ve küçükbaş hayvanların nakliyesi öncesinde ilaçlama yapılmasının hastalığın şehirlerarası dolaşmasını engelleyeceğini aktardı.
3 yılda 60 kişi kene ısırması sonucu öldü. Kene ısırığı vaka ve ölüm sayısının yıllara göre dağılım şöyle:
“2002 yılında 17 vaka, 2003 yılında 133 vaka 6 ölü, 2004 yılında 249 vaka 13 ölü, 2005 yılında 266 vaka 13 ölü, 2006 yılında 438 vaka 27 ölü, 2007 yılında 70 vaka 1 ölü. KKKA hastalığı en son 5 Mayıs 2007 tarihinde ölüme sebebiyet verdi. Çorum Ortaköy’de yaşayan 41 yaşındaki bir kişi, KKKA ön teşhisiyle Çorum’dan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Talihsiz vatandaş, tedavi gördüğü hastanede yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı, söz konusu kişiye ait
numunelerin ilk laboratuar analizlerinin negatif yani KKKA hastalığına rastlanmadığını ancak vefatından hemen önce alınan numunelerin tetkikinde ise KKKA ateşi olduğunun laboratuar testleriyle de doğrulandığını açıkladı. Bakanlığın KKKA hastalığı ile ilgili açıkladığı rakamlar ise oldukça farklı. Bakanlığın yaptığı yazılı açıklamada, 2007 yılında 99 KKKA şüpheli kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu, bunlardan 31′inin laboratuar testleri ile KKKA teşhisi konulduğunu belirterek, geçen yıl aynı dönemde
ise 137 başvuru olduğunu ve bunlardan 94′ünün KKKA olduğunun doğrulandığını kaydetti.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NDAN KENE UYARISI
Öte yandan Sağlık Bakanlığı, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin bazı illerin kırsalında yaşayan vatandaşlarda görülen ve etkeni virüs olan bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ifade ederek, insanlara hastalık özellikle virüsle enfekte kenelerin ısırması veya keneyle temas sonucu bulaştığını kaydetti. Bakanlık, KKKA hastalığıyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Hayvanlarda herhangi bir belirti göstermeden seyreden KKKA, insanlarda ise ani başlayan ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve belirgin iştahsızlık gibi belirtilerle başlamaktadır. Ayrıca hastalarda bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler de görülebilirken, daha sonra bu belirtilere vücudun muhtelif yerlerinde görülen kanamalar da eşlik edebilir. Hastalığın tedavisinde kullanılabilecek etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış spesifik bir ilaç ile yan etkileri tolere edilebilir
ve uygulanabilir bir aşı da bulunmadığından hastalıkla mücadelede kişisel korunma önlemlerinin alınması büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple, KKKA’dan korunmak için vatandaşlarımızın aşağıda ifade edilen bir takım önlemleri almaları icap etmektedir.”
Sağlık Bakanlığı kene ısırığından korumak için şu uyarılarda bulundu:
“- Kırsal alan ziyaretlerinde mümkün olduğunca kapalı ve açık renkli kıyafetler giyinin,
- Kırsal alanlara gittiğinizde vücudun açıkta kalan kısımlarına böcek kovucu ilaçlar sürün,
- Vücudunuzu sık sık kene yönünden kontrol edin, kene varsa en kısa sürede bir cımbız veya pens yardımıyla keneyi deriye tutunduğu yerden tutularak çıkarın,
- Kenenin çıkarıldığı yere alkol veya tentürdiyot sürün,
- Vücuda tutunmuş keneleri kesinlikle patlatmayın, öldürmeyin,
- Vücuttan uzaklaştırılan keneleri çamaşır suyu, alkol veya insektisit içine atarak öldürün,
- Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla eter, kolonya ve gaz yağı dökmek gibi yöntemlere başvurmayın,
- Kene ile temastan sonra kendinizi 10 gün süreyle takip edin ve ani başlayan ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi belirtilerin olması halinde en yakın sağlık kuruşuna müracaat edin,
- İnsanların ve hayvanların kanlarına korunmasız temas etmeyin,
- Çiftlik hayvanlarını kenelere karşı ilaçlayın.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 18, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorumlar

[LKD-duyuru] 2. ozgur yazilim konfernasi - tam program‏

Ozgür Yazılım Konferansı
20-21 haziran TOBB ETU
http://konferans.linux.org.tr/

20 Haziran Cuma
9.00-10.00 Kayit

10.00-10.30 Acilis
M. Akgul, LKD
A. Kaplan, Turksat
Prof. Dr. Tahsin Kesici, ETÜ Rektörü

Salon A
10.30-12.00 Panel: “Özgür Yazılım Ekosistemni Nasıl Büyütürüz”
Yönetici: Türker Gülüm, LKD
Panelistler:
Nuri Ödemiş, Tubider
Ramazan Pektaş, EMO
TBD

11.30-12.00 Yahoo Developer Network -
Christian Heilmann
12.00-12.30 Özgür Yazılım Ekonomisi
Hakan Uygun
13.00-14.00 Yemek Arası
14.00 Intel
Oktay Özgün
14.30 e-Devlet Projeleri ve Açık Kaynak Kod Dünyası
Mustafa Canlı, Türksat
15.00 WAS Community Edition ve Project Zero
Berk Alev, IBM
15.30 Kahve Arası

16:00 GNOME Masaüstü Ortamına Bakış
Deniz Koçak, Gnome Türkiye
16:30 Dünyaya kimin gözleri ile bakıyoruz ?
Nihad Karslı
17:00 PostgreSQL ve HOT — Vacuum ve bgwriter
Devrim Gündüz
Salon B
10.30-11.30 OpenOffice.org’un Dünü, Bugünü ve Geleceği
Rıdvan CAN, openoffice.org.tr
11.30-12.00 Özgür Robotik
Gürer Özen
12.00 Masaüstü Güvenlik Araçları,
Mete A. Katırcıoğlu

13.00-14.00 Yemek Arası
14.00 -14.30 Sanallaştırma ile Güvenli Uygulama Araüzüleri
Serdar Tuğcu
14.30 BİR 802.1x KİMLİK KANITLAMA UYGULAMASI: EDUROAM
Şule Toker, COMU
15.00 JBoss Seam
Hakan Uygun
15.00-16.00 Kahve Arası
16.00-16.30 Özgür Yazılım Gruplarında Liderlik
Yeliz Erseryel, Syracuse
16:30-17.00 Apache Yazılım Örgütü: Özgür ve Meritokratik
Ersin Er, Hacettepe Ü.
17.00 Türkiye’de E-imza,
Emre Yüce
Salon C
10:30-12.00 Mail Sistemi: postfix+
Kerem Erzurumlu
12.00-13.00 Sanallaştırma
Erdem Bayer

14:00-15.30 Kendi İşletim Sistemni Oluştur
Shane Shields
16.00-18.00 Nasıl Etik Hacker Olunur ?
Çağlar Ülküderner

=====
21 Haziran

Salon A
9.30-10.00 Hesap Tablosu Yazılımlarında Hata Düzeltme Performansı:
Excel, Calc, ve Gnumeric
A. Talha YALTA, TOBB ETÜ 10.100-11.00 Başarılı Yazılım Projelerinin
Sırrı: Değişimi Kucaklamak
Enver ALTIN
11.00-11.30 Ara
11.30-12.00 Endian Birleşik Tehdit Yönetim Sistemi
Levent Emmungil, Başkent Ü.
12.00-12.30 OOXML , Özgür Yazılım ve Özgür Bilgi
Akın Ömeroğlu, Seda Akay
12.30-13.00 Özgürlük için Pardus …
Ali Işıngör, Akın Ömeroğlu

14:00 Açık Solaris’iniz Hazır: OpenSolaris 2008.05
Hakan Terzioğlu, Sun Microsystems
14:30 Suse Linux
Alper Ümit YILMAZ, Novell
15:00 Web Güvenliği ve Özgür Yazılım
Mesut Timur, OWASP-TR

Salon B Tema: “Linux Kişisel Kullanım”
10.00-11.00 Neden Linux Masaüstü
Doruk Fişek
11.30-13.00 Ubuntu/Gnome ile Masaüstü
Kerem Can Karakaş
14.00-14.30 Penguenler Eğleniyor: Oyunlar
Serdar Dalgıç

14.30-16.00 Pardus 2008 ve Getirdiği Yenilikler
Ali Işıngör, Akın Ömeroğlu

—–
Salon C Tema 3: Progranmlama
9.30-11.00 Python ve Django
Mete A. Katırcıoğlu
11.30-1300 Ajax
Adnan Ö. Erdursun
14.00-15.30 Bugün başlayacaklara, PHP ile web programcılığı
Ergin Soysal

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 62, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Yorumlar

Batı Neden Dinci Oldu?

Soğuk savaş bittikten sonra Batı’da din ve inançlar konusunda ilginç değişiklikler oldu.

- ABD’de dış politikanın içine “Tanrı da dahil edildi”. Bush döneminde Senato’da dualar okundu, Ortadoğu’yu işgal için Tanrı’dan işaret geldiği Başkan tarafından kamuoyuna açıklandı. Kimse de, “Yahu böyle saçma şey olur mu” diye tepki göstermedi.

- Avrupa’da yapılan seçimlerde şunları gördük; dinin siyasetteki ve toplumsal yaşamdaki etkisi arttı; muhafazakâr partilerin oyları yükseldi.

Avrupa’nın şirketleri ve askerleri dışa açılırken yabancı düşmanlığı arttı. AB içine kapandı. Özellikle Müslümanlara karşı ayrımcılık yaygınlaştı; karşıdaki ve öteki kavramları (ve vizeler) katılaştırılırken Müslümanları aşağılayan söylevler ve karikatürler yaygınlaştı.

- Avrupa’da ve dünyada Vatikan’ın etkisi genişledi. Fener Patrikhanesi Vatikan’la birlikte Katolik-Ortodoks ittifakı oluşturmaya başladı.

Hıristiyanlığın siyaset üzerindeki etkisi hem yaygınlaştı hem de derinleştirildi.

Batı kapitalizmi 21. yüzyılda “yeniden küresel saldırıya ve işgale” başlarken dini de yanına alıyordu.

Dinin Batı için içerideki misyonu

ABD ve AB için dinin bir araç olarak içerideki yeni görevleri şunlardır;

1) Batı içinde “halkçı ve toplumcu potansiyeli” tamamen ortadan kaldırmak: Dincilik öne çıkınca “küresel bakışta akılcılık geri itilmiş olur”.

2) Kapitalizmin küresel saldırılarını içeride “Hıristiyanlık ve inanç ile perdelemek”: Bush, Irak’a saldırırken “Tanrı istediği için Irak’a giriyoruz” diyebiliyordu.

Böylece Irak’ta öldürülecek milyonlara karşı ABD içindeki tepkiler Hıristiyanlık örtüsü ile hafifletilecekti.

Bunun altyapısını hazırlamak için Senato’da dini törenler yaptırıyordu. Temsilciler Meclisi’nde Ermeniler için Türkiye aleyhine karar tasarıları geçirilirken Ermeni papazları başkanlık makamında oturuyordu.

Türkleri cezalandırırken (!) Ermeni din adamlarının desteğini arkasına alıyordu sistem. Din ve siyaset iç ve dış politikada bütünleştiriliyordu.

Karşı cephede dinin farklı görevi

Türkiye gibi “Batı için tehlike potansiyeli bulunan ülkelerde” ılımlı İslam formülü bulundu. Ilımlı İslamı, “işbirlikçi İslam” olarak tanımlamak gerekir.

İşbirlikçi (ılımlı) İslamın görevleri şunlardır;

1) Türkiye içinde toplumsal, toplumcu ve ulusalcı gelişmelerin önünü kesmek. Böylelikle Batı emperyalizminin Türkiye’deki (ve bölgedeki) operasyonları karşısında olası antiemperyalist çıkışları ortadan kaldırmak.

2) İşbirlikçi İslamcıları “serbest piyasanın bir parçası haline getirmek”. Ilımlı İslam ile serbest piyasa arasında özdeşleşmeyi sağlayarak onlara yeşil sermaye aracılığı ile pay vermek ve kendine bağlamak.

ABD ve AB din, Tanrı ve piyasa üzerinden ilginç bir saadet zinciri kuruyordu:

- Kendi içlerinde, Batı’nın küresel emperyalizmi, “Hıristiyanlık öne çıkarılarak perdeleniyordu”. Irak’a, Tanrı saldırın derse kimi karşı çıkar ki!

- Kapitalizmin dışarıdaki küresel vahşeti, ”yalnız Batı’nın iktisadi refahı için değil, aynı zamanda Hıristiyanlığın küreselleşmesi içindir” yaftasını kendi insanlarının kafasına yapıştırmaya çalışıyorlar.

ABD ve AB’nin güdümündeki işbirlikçi dinciler onların denetimindeki halk, Batı’nın kullandığı piyasaya ve dev tekellere bağlanmış bir düzen oluşturacaklar, istenen bu.

Soğuk savaş sonrasında “Batı’nın, dini özellikle öne çıkarması”, kapitalizmin küresel egemenliğinin kaçınılmaz bir sonucudur.

Ortadoğu’daki özel misyon

Irak’taki bölünme, mezhep çatışmaları ile sağlama bağlandı. Bir yanda Kürtçü etnik ayrımcılık planlandı, öte yanda Sünni-Şii çatışmaları yaratıldı. Dinci bölünmeler, ırkçı ayrıştırmaları garanti altına alıyor ve onları tetikliyor.

ABD ve AB Katolikler, Protestanlar, Ortodokslar ve diğer Hıristiyan gruplar arasında birleştirici bir politika izlerken “karşı tarafta ayrımcılığı planlı bir biçimde yürütüyorlar”.

Vatikan, Patrikhane, Protestanlar, Ermeni Kilisesi, Yahudiler Batı kapitalizminin şemsiyesi altında ittifaka gidiyorlar. “Yeni muhafazakârlar koalisyonu” ile atılan ilk adım, bu gelişmelerle genişletiliyor.

Türkiye içinde ise “planlı bir biçimde Batı tarafından ayrıştırılan işbirlikçi dinciler” BOP için çalışmaya başladılar. “AKP, Ordu ve ABD Üçgenindeki Türkiye” kitabı bunun nasıl planlandığını anlatır.

Yaşar Nuri Öztürk’ün yazdığı gibi, “Allah ile Aldatmak” günahların en büyüğü olsa gerek. Ne yazıyormuş; “En fazla, sizi Allah ile aldatanlardan sakının…” Ve bu ifade yüzyıllar boyu halktan, inananlardan gizlenmiş… Vay kâfirler vay…

www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali
– 17.06.2008 — Erol MANİSALI‏

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 12, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorumlar

YİĞİT DÜŞTÜĞÜ YERDE AYAĞA KALKAR

Ahıska Türklerinin haksız yere zalimce yurtlarından bir gece içersinde dünyanın
değişik bölgelerine sürgün edilerek, buralardaki farklı kültürlere sahip
halkların yaşam alanlarına iliştirilmesi şeklindeki trajedi, tarih ve insanlık
bilincine sahip herkesi derinden üzmüştür.

Ahıska Türkleri ile ilgili bugünlerde yaşanan ikinci büyük üzüntü ise; Ahıska
Türklerinin vatanlarına dönüş imkânı sağlayan yasanın Gürcistan tarafından
çıkartılmasına rağmen, dönüş için başvuruda bulunan, vatanlarına sahip çıkmak
isteyen Ahıska Türklerinin olmayışıdır.

Tarihi süreç içersinde ortaya çıkan her iki durumun da insanı etkileyen bir
yönü vardır. Ancak Ahıska Türklerinin “Vatanlarına sahip çıkmaması” şeklinde
gelişen ikinci durumun üzücü etkisinin daha derin olduğu şüphesizdir.

Bilindiği gibi Ahıska Türkleri, dağınık şekilde yaşadıkları coğrafyalarda,
(Türkiye de dâhil olmak üzere) siyasi, sosyal, kültürel vs. tüm etkinliklerini
kurdukları dernekler vasıtasıyla sürdürmüşlerdir. Haklı mücadelenin
kurumsallaştırılması ve bir yapı içersinde yürütülmesi için gerekli unsurlar
olarak teşkil edilen bu dernekler, bulundukları ülke yönetimlerince de muhatap
kabul edilmiştir. Ancak Gürcistan’a dönüş imkânı tanıyan yasanın çıkışından
sonra bu dernekler üzerinden gözlemlenen manzara gerçekten vahim boyuttadır.

Yıllarca vatan özlemini her koşul ve her platformda dile getiren bu dernekler
vasıtasıyla Ahıska Türklerinin anayurtlarına akın etmesi beklenirken ne yazık
ki dönüş konusunda kayda değer başvuru olmamıştır.

Sanıyorum bu konuda en fazla duygu yoğunluğu yaşayanlardan birisi Prof.Dr.İlyas
DOĞAN olsa gerektir.

Düşüncelerine tamamıyla katıldığım değerli hocamız Ahıska Türklerince
yayınlanan “Bizim Ahıska” dergisindeki yazısında bakın neler diyor. “Evet artık
sözü fazla uzatmaya gerek yok. Ahıska Türkünün 1944’ten beri devam eden vatana
dönüş mücadelesinin netice vermesi artık mümkün hale gelmiştir. Zaman söz değil
iş yapmak zamanıdır! Vatana dönüş başvurularını zaman geçirmeden yapmanın tam
vaktidir. Bu konuda bütün Ahıska liderlerinin sorumluluğu vardır. Zaman
tartışma zamanı değildir. Zaman bir olmak ve vatana dönmek vaktidir.”

“Diyeceksiniz ki Gürcistan Hükümetinin çıkardığı vatana dönüş kanununun çok
eksikleri var. Doğrudur, fakat bu eksiklikler Türkiye ile Gürcistan arasındaki
dostluk ilişkileri sayesinde zamanla çözülür.”

“Vatana Dönüş Kanunu, Ahıska Türkünün vatana dönmek hususunda ne kadar samimi
olduğunu da gösterecektir. Herhalde bütün Ahıska Türkü Lideri olmak iddiasında
bulunanlar bu durumun farkındadırlar.”

“Eğer bizler samimi olarak üzerimize düşenleri yapmak istediğimizi ortaya
koyarsak Türkiye devleti de üzerine düşen desteği sağlayacaktır. Bu destek hem
maddi hem de manevi olacaktır. Kendi vatanımızda belki ilk zamanlar bazı
zorluklarımız olacaktır, ama gelecek aydınlıktır. Eğitim kurumları kuracak
yetişmiş uzmanlarımız, hastane açacak doktorlarımız, bağda bahçede çalışacak,
ticaret yapacak insan gücümüz var. Bunları değerlendirmek için beklemek günü
değildir. Dönüş için her aileden bir kişi mutlaka öncülük edip dönmelidir.
Unutmayalım ki vatana dönmek diğer kullanabileceğimiz hakları ve imkânları
ortadan kaldırmaz.”

“Bizler, Ahıska’nın evlatları! Üzerimize düşeni yapabilecek miyiz? Önümüzde
geri dönüş için başvurmak için sadece on aylık (şimdi 6 ay kalmıştır) bir
zamanın kaldığının farkında mıyız? Yoksa vatan vatan diye dert yanmamız samimi
değil miydi? Bu soruyu kendimize şimdi sormazsak ne zaman soracağız? Bu soruya
samimi bir cevap vermezsek başkalarının ve birbirimizin yüzüne nasıl
bakacağız?”

“Zaman samimiyet zamanıdır! Kimler dönmelidir? Ne kadar manasız bir soru!
Öncelikle topluma öncülük eden dernek/cemiyet yöneticileri dönmelidirler.
Dönüşe öncülük etmelidirler. Ekonomik durumu iyi olanlar, kendini
göstermelidirler.”

“Aslında dönmek için kimsenin önde gitmesini beklemeye de gerek yoktur. Her
Ahıskalı vatana dönüş konusunda bir liderdir ve öyle davranmalıdır.
Doktorlarımız, öğretmenlerimiz, yazarlarımız, sanatçılarımız, iş adamlarımız
dönüş sürecinde üstüne düşeni yapmalıdırlar.”

“Biliyor musunuz, Filistin’e ilk dönen Yahudiler, onların en önde gelenleriydi.
İlk yıllarda çok büyük zorluklar yaşadılar. Fakat sonuç ortadadır: Yahudiler
2000 sene sonra Filistin’e döndüler ve burayı yeniden vatan edindiler. Kaldı ki
Ahıska toprakları, Filistin’deki kan ve kinden uzaktır”

“Onurlu yaşamak, şiir okuyarak veya mağdur olduğunu anlatarak değil, er kişi
gibi davranarak vatanına sahip çıkmakla mümkündür. Bu tarihi görevi hepimiz
yerine getirmeliyiz. Aradan on yıl geçtiğinde, vatana dönmekle ne kadar şerefli
ve kahramanca bir iş yaptığımızın gururunu yaşamak artık bizim elimizde”

“Vatanı uzaktan konuşmanın değil, VATANDA YAŞAMANIN ZAMANIDIR”

Ne dersiniz! Sayın hocamızın fikirlerine katılmamak mümkün mü? Evet tarih
sunduğu bu fırsatla Ahıska Türklerini imtihan etmektedir. Vatana dönüş için
başvuru süresinin her geçen gün azaldığı dikkate alınırsa, Ahıska Türklerinin
bir an evvel harekete geçmesi, vatana dönüş konusundaki samimiyetini göstermesi
gerekiyor.

Editör : Hayri POLAT Yayın Tarihi : 16.06.2008
Editör Email : hpolat@globalyorum.com
– 17.06.2008 — Ayfer AKSU‏

,from : aaksu@globalyorum.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazı toplamda 14, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorumlar

« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.5.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2008-05-03 02:32+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Project-Id-Version: WordPress 2.5.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2008-05-03 02:32+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;